“Önceliğim üretmek, ana yanağı kadar vefalı, yarin yanağı kadar yumuşacık ve asil dinleyicilerimin gözlerinin içine bakarak bu çalışmalarımı dinleti ve konserlerle sunmaktır.”
Bu sözler, geçen hafta hayata sadece 58 yaşında gözlerini yuman Kuzey’in Oğlu Volkan Konak’a ait… Yaşamının son dakikalarını da hayranlarıyla yan yana, onların karşısında geçiren özgün ve maceracı ruh, sevilen onlarca bestesini milyonlarca gözü yaşlı hayranına emanet ederek aramızdan ayrıldı.
Sadece 58 yıl süren hayat hikayesi 27 Şubat 1967’de Trabzon’un Maçka ilçesinde başladı. Çocukluk yıllarından itibaren Karadeniz’in hırçın doğasıyla iç içe büyüdü. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda eğitim alarak halk müziği üzerine yüksek lisans yaptı. Sanat hayatına üniversite yıllarında başlayan Konak, halk müziği ile modern soundları harmanlayarak kendine özgü bir tarz yarattı. 1987’de ilk albümü ‘Suların Horon Yeri’ ile müzik dünyasına adım attı. Ancak onu Türkiye’nin kalbine kazıyan albüm, 1993’te yayımladığı ‘Efulim’ oldu. ‘Cerrahpaşa’, ‘Göklerde Kartal Gibiydim’ ve ‘Mimoza Çiçeğim’ gibi şarkılarla dinleyicilerini derinden etkiledi.
Müziğini, Karadeniz’in kültürel kodlarıyla besleyen Konak, Anadolu’nun farklı ezgilerini ve Batı enstrümanlarını ustaca harmanladı. Onun için müzik sadece bir eğlence aracı değil, bir anlatı, bir başkaldırı ve bazen de derin bir ağıttı. Nazım Hikmet, Yaşar Miraç ve Sunay Akın gibi şairlerin şiirlerini besteleriyle buluşturarak duygusal derinliği yüksek eserler üretti. Şarkılarında memleket hasretini, doğa sevgisini ve toplumsal meseleleri işleyen sanatçı, sadece bir müzisyen değildi, aynı zamanda bir anlatıcı olarak da anıldı “Ben sadece şarkı söylemiyorum, dert anlatıyorum” demesi de bu yüzden…
Müzikal yolculuğunda bağımsız kalmayı tercih eden Konak, kendi prodüksiyon şirketi Kuzey Müzik’i kurarak müziğini dilediği gibi icra etti. ‘Gelir misin Benimle’, ‘Volkanik Parçalar’, ‘Pedaliza’ ve ‘Mora’ gibi albümleriyle müziğe kattığı yenilikçi yaklaşımı pekiştirdi. Kazım Koyuncu anısına yaptığı ‘Gardaş’ şarkısı, onun sanatındaki duygusal derinliği gözler önüne serdi.
Kartal gibi hür ve yüksekten…
O, sadece şarkılarıyla değil, söylemleriyle de toplumda iz bıraktı. Açık sözlü, sert ama bir o kadar da vicdanlı bir sanatçıydı. Toplumsal kutuplaşmaya karşı duruşunu net bir şekilde ortaya koymuştu. 2010’da verdiği söyleşide ülkenin geleceğine dair fikirlerini şöyle ifade etmişti: “Etnik ve inanç ayrılıklarının her gün biraz daha derinleştiği, kültür ve sanata ve de bilime kıymet vermeyip, sığ sularda yüzüldüğü bir yöne doğru gidildiğini düşünüyorum... Bir ülkenin gelişmişliği, insanları, kendisi gibi düşünmüyor diye, insanların etnik yapılarını ve inançlarını kullanarak yumurta gibi tokuşturmak değildir. Bundan prim yapmak, bundan yandaş kazanmak, bundan siyasi ikbal kazanmak hiç değildir. Ayrıca ülkemdeki sevgisizliğin suçlusu sanatçılar, gençler, emekçiler değildir. Siz saygıdeğer dinleyicilerim hiç değil. Bu sevgisiz ve karanlık günlerin tek sorumlusu ayrım yapmadan tek elden sadece siyasetçiler diye düşünüyorum. Ülkemin geleceğinden karamsarım ama umutsuz değilim. Zira umutsuzluk bize yakışmaz. Ayrıca da kendilerini umutsuz bir böcek gibi hissedenler, üzerlerine basılıp ezildiklerinde şikayet etmemelidir diye düşünenlerdenim. Ben her zaman bir kartal gibi hür ve yüksekten uçmayı, ufuklarda bizi bekleyen gözleri düşünerek umutlu olmayı tercih edenlerdenim.”
Sanatçı, farklı görüşlerin ve kültürlerin bir arada yaşayabileceğine inanıyordu. “Hiçbir taraf faul yapmadan diyaloğa girmeli. Irkçılığı çok öne çıkardığın zaman bu şiddet geliyor” diyerek, toplumsal barışın ancak anlayış ve hoşgörüyle mümkün olduğunu savundu.
Bayramda ölenlere üzülürüm
Sanatçı, hayata dair ezgiler üretse de, vefatını da düşünüyordu. 2009 yılında verdiği bir röportajda ise ölümünde bile Karadeniz’den asla kopamayacağını şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bir suikast veya kaza olmazsa yaşayacağım süreyi de biliyorum. 80’li yaşlar. Yatacağım yeri de şimdiden ayarladım. Maçka’da babamın yattığı yerde bizim sülale mezarlarında incir altında yatacağım. Dolayısıyla oradan kopmam mümkün değil. Şahsen yakılıp külümün helikopterle Karadeniz’e serpilmesini isterim, yapmayacaklarını biliyorum.”
Bayramda vefat eden ‘Kuzeyin oğlu’ Volkan Konak katıldığı bir programda, “Lodosta soba zehirlenmesinden ölenlere çok üzülüyorum. Bayramda ölümlere çok üzülüyorum. Ölüm bile güzel olmalı. Büyük olmalı. İnandığın bir uğurda vuruşarak ölmek ne yiğitçe bir şey değil mi?”
Devrimciler korkmaz!
Sadece müziğiyle değil, aynı zamanda yaptığı yardımlarla da insanların hayatına dokunan bir sanatçıydı. Özellikle eğitime verdiği destekle biliniyordu. 20 yıl önce İstanbul’da bir öğrenci yurdunu ziyaret etmiş ve gençlere ihtiyaç duyduklarında kendisini arayabileceklerini söylemişti. O gün yardım ettiği bir genç, yıllar sonra doktor çıktı ve Konak’ın hayatını kaybettiği konserinde ona ilk müdahaleyi yapan kişilerden biri oldu.
Doktor Ahmet Görkem Yasak paylaşımında o anları şöyle anlattı: “20 sene önceydi... Kaldığımız öğrenci yurduna gelip 'Gençler bir şeye ihtiyacınız olduğunda beni direkt arayın’ diye telefonunu vermiştin. Yardımcı olduğun o genç büyüdü, doktor oldu; son anlarında seni kurtarmaya çalıştı. Güle güle Kuzeyin oğlu. Seni hiç unutmayacağız”
Konak’ın sahne gelirlerinin bir kısmını farklı konulardaki sosyal sorumluluk projelerine aktardığı, özellikle Karadeniz bölgesindeki çocuklara yönelik eğitim ve sağlık projelerine destek verdiği biliniyor. Sokak hayvanları da yardım eli uzattığı canlardandı… Ancak sanatçı, hiçbir zaman uzattığı yardım eli üzerinden reklam yapmaya ihtiyaç duymadı. Bu yönüyle, halkın gönlünde sadece bir müzisyen olarak değil, aynı zamanda duyarlı bir insan olarak da özel bir yer edindi.
Hayatının son anlarında bile sahnede, müziğin içinde, halkının yanındaydı. Son nefesini verdiği Kıbrıs’taki konserinde, hayranlarına dönüp, “Volkan Abi sivri konuşma, içeri atarlar seni” diyorlar. Ya bırak! Sen bilmez misin, devrimciler korkmaz” dediğinde, belki de bir veda konuşması yaptığının farkında değildi. Ama o hep böyleydi; cesurdu, lafını esirgemezdi ve ne olursa olsun bildiği yoldan sapmazdı.
31 Mart 2025'te, bir konseri sırasında aniden fenalaşarak hayatını kaybettiğinde, geride sadece şarkıları değil, mücadeleci bir ruhun hatırası da kaldı…