
Oyuncu Gökçe Bahadır’ı marka yüzü olarak seçerek, son dönemde reklam atağına kalkan mücevher firması Roberto Bravo, sektörde, el yapımı ürünleri ve farklı tasarımlarıyla öne çıkıyor. El yapımı mineli işlerde dünyanın da önde gelen firmalarından biri olan Roberto Bravo, doğadan ve mitolojiden esinlendiği tasarımlarını başta Rus coğrafyası olmak üzere onlarca ülkeye ihraç ediyor. Mavi topaz, sitrin, zümrüt, yakut, pırlanta ve ametist gibi değerli taşlarla, yüzde 80’i el işçiliği olan ürünlerin koleksiyonlarını oluştururken, Türk, İtalyan ve Uzakdoğulu tasarımcılarla çalıştıklarını söyleyen Roberto Bravo Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kamar, “Yılda 3 ana, 2 ara koleksiyon çıkarırız. Mücevherlerimiz el yapımı ve türünün tek örneği. Mücevherde başarılı olmanın en önemli unsuru tasarım” diyor. Mustafa Kamar’la marka ve tasarım konuştuk…
Roberto Bravo’nun hikayesini kısaca anlatır mısınız?
Biz, altın ve mücevher işi yapan bir aileyiz. Hikayemiz 1948’de Denizli’de başlıyor, ben 3. kuşak temsilcisiyim. Kendi işimi 1989’da Kapalıçarşı’da kurdum, o zamanlar sarrafiye işi yapıyordum. Bir dönem borsayla ilgilendim, 1998 yılından sonra kuyumculuğa geri döndüm. Ağabeyimin kurduğu Motif Kuyumculuk’a dahil oldum. O zamanlar pazarda çok satan klasik ürünleri üretip satıyorduk. Daha sonra İtalya ve Uzakdoğu’dan farklı, tasarım ürünler getirip satmaya başladık. Pazarda bu tasarımlara, farlı ürünlere ilgi olduğunu görünce, ithalata yönelmeye karar verdik. Ancak bir yandan kendi üretimimiz de sürüyordu. Yurt dışından getirdiğimiz ürünler, üretim ve tasarımdaki vizyonumuzu da geliştirmeye, değiştirmeye başlamıştı.
Markanızı böyle mi kurdunuz?
Evet, markalaşma süreci başlattık ve Roberto Bravo’yu kurduk. İtalya’dan farklı markaların distribütörlüğünü almıştık. Departman store mantığıyla bu ürünleri Roberto Bravo çatısı altında satıyorduk. Ancak bunun da bir yere kadar yürüyeceğini, rekabetin artmaya başladığını görünce, 2004’te İtalya’dan konsept danışmanlığı almaya başladık. Artık kendi markamızla koleksiyonlarımızı oluşturmaya karar verdik. Dönüm noktamız da bu oldu. Kendi yetiştirdiğimiz bir tasarımcımız, Nuh’un Gemisi isimli koleksiyonumuzu geliştirdi. Ardından, Monarch Butterfly koleksiyonunu çıkardık. Sıcak mine işinde ve özel rodyum tekniğindeki ustalığımızla fark yaratıyorduk ve kısa sürede dikkat çektik. Hem iç pazarda hem de özellikle Rus coğrafyasında atağa kalktık. 2007’de Rusya’da ilk mağazamızı açtık.
Üretim modelinizi anlatır mısınız?
Biz, geleneksel, klasik ürünlerden uzaklaşınca, üretim ekibini daha nitelikli bir hale getirdik. 50 kişilik bir ekibimiz var üretimde şu an ve hepsi zanaatkar. Bizde çalışanların çalışma ortalaması 15-20 senedir. Örneğin, Nuh’un Gemisi koleksiyonunu yapan çalışanımız koleksiyon ilk çıktığında çıraktı, bugün ustabaşı. İtalyan, Türk ve Uzakdoğulu tasarımcılarla çalışıyoruz. Pırlantalı ürünlerimizin de tasarımları bize ait.
Biraz da koleksiyonlardan bahsedelim mi?
Her bir koleksiyon, hikayesi ve el işçiliği sayesinde türünün tek örneği. Noah’s Ark, Monarch Butterfly, White Dreams, Le Grand Bleu, Global Warming, Black Magic, Kirpi, Black Orchid, Chicky, Bonbon, Bigo, Baguette, Gallica, Salsa ve Naviblue isimli koleksiyonlarımız var. Örneğin Global Warming koleksiyonundaki tasarımlar Güney Kore’li bir tasarımcıyla ait. Kendisi bu tasarımıyla bir ödül kazanmıştı, biz de bu tasarımcıyla anlaştık. Tasarımları birlikte geliştirdik. Dünyanın dört bir yanındaki fuarları 22 yıldır geziyorum ve dünyadaki trendleri takip ediyorum. Bu trendlere bakarak, kendimizi, tasarım ve üretim tekniklerimizdeki farklarla rakiplerimizden ayrıştırıyoruz. Tüketicinin klasik ürün algısının önüne geçen, kendisini farklı ve özel hissettirecek ürünler üretiyoruz.
Yurt içi ve yurt dışında mağazalarınız var mı?
Türkiye’de, İstanbul ve Antalya’da mağazamız var. Yurt dışında ise Rusya’da 12 tane ve İtalya Venedik’te bir mağazamız var. Çin’de de pandemiden önce bir mağaza açmıştık ancak pandemi dolayısıyla istediğimiz verimi alamadık. Yurt içi ve yurt dışında çok sayıda satış noktamız var. Bunların sayısını sürekli olarak artırıyoruz.
Yurt dışında yeni büyüme hedefleriniz var mı?
ABD pazarına odaklandık. Birkaç ay içerisinde Miami’den yola çıkacağız, orada bir ofis açmayı planlıyoruz. Shop in shop konseptiyle ABD pazarında hareket etmek istiyoruz. Bizim mağazalarımız zaten flagship mantığıyla hareket etti bu zamana kadar. Çünkü perakendecilik apayrı bir iş. Bizim hedefimizde departman store’lar ya da diğer mücevher mağazaları içerisinde shop in shop konseptiyle büyümek var.
Son olarak Gökçe Bahadır’la yaptığınız reklam anlaşması, tüketici tarafında nasıl bir karşılık buldu?
Özellikle iç pazarda oldukça başarılı oldu kampanya diyebilirim.