CANAN DEMİRAY
Mike White tarafından yaratılan ve pandemi döneminde Hawaii’de tek bir mekanda başlayan The White Lotus, ikinci sezonunda Sicilya’ya uzanarak evrenini genişletti. Dizinin en sevilen karakteri Tanya’nın trajik ölümü hayranları şaşkına uğratsa da, Jennifer Coolidge’in kazandığı ödüller gönüllere su serpti.
Antolojik yapısıyla her sezon farklı bir hikaye ve yeni karakterlerle şekillenen dizi üçüncü sezonunda Tayland’ın Koh Samui adasında geçiyor. Ön izleme fırsatı yakaladığım yeni sezonun altı bölümü, sürükleyici atmosferi ve şok edici unsurlarıyla beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacak. Gerisini ekibin ağzından dinleyelim…
Turizmimize katkı sağlıyor
MOOK | LALISA MANOBAL
Blackpink üyesi Lalisa Manobal, ya da kısaca Lisa, bu dizi sayesinde oyunculuk dünyasına ilk adımını atıyor: “Bu ailenin bir parçası olmaktan büyük onur duyuyorum, uzun zamandır da hayranıyım. Fırsat geldiğinde hiç tereddüt etmedim. Tayland’da geçen bir sezonda Taylandlı bir karakteri canlandırmak, oyunculuk kariyerime başlamak için mükemmel bir fırsattı,”
Dizinin, Tayland’ı görsel ve kültürel anlamda başarılı yansıttığını düşünüyor: “Mike White ve ekibi ülkemi gerçekten çok güzel yakaladı.Lüks otellerin yanı sıra yerel hayatı da. Gerçekçi ve böyle görmek harika.Mekanları adeta karaktere dönüştürüyor. Otellerin dolup taşması şaşırtıcı değil! The White Lotus her ülkede turizme büyük katkı sağlıyor.”
Kültürümüzü yansıtma fırsatı
GAITOK | TAYME THAPTHIMTHONG
İngiltere’de doğup büyüyen ve 12 yıl önce Tayland’a taşınan oyuncu Thapthimthong, otelin güvenlik görevlisi Gaitok’u canlandırıyor. “Gaitok neşeli, başkalarının onu nasıl gördüğünü pek umursamayan bir karakter—tek odak noktası Mook. Mike White bu farkları harika bir şekilde işledi. Örneğin, karakterlerden biri Budist yaşam tarzını benimsemek istiyor ancak ailesi, neden burada kalmayı seçtiğini anlamakta zorlanıyor. Dizi, Batı’nın lüks ve statüye odaklanan bakış açısı ile Doğu’nun maneviyat ve sadelik anlayışı arasındaki farkı çok iyi yansıtıyor.” Ayrıca, “Biz otel çalışanlarını, aynı zamanda doğu geleneklerini ve maneviyatını temsil ediyoruz. Batılı misafirlerle etkileşimimiz kültürel farklılıkları ortaya koyuyor. Sezon boyunca bu perspektiflerin bazen çakıştığını, bazen de birbirini etkilediğini göreceksiniz.” diyor.
Bu hikayenin bir parçası olmak Thapthimthong için özel bir anlam taşıyor: “Kendi kültürümü dünyaya anlatmak ve bunu böylesine güçlü bir hikayede yapmak büyük bir gurur,” diyor.
Büyük hayaller büyük çöküşler
TIMOTHY RATLIFF | JASON ISAACS
Harry Potter filmlerinin Lucius Malfoy’unu canlandıran usta oyuncu Jason Isaacs, dizide Timothy Ratliff karakterini oynuyor. “Tim, jenerasyonlar boyu süren bir servetin içinde büyümüş, büyük hayatlar yaşayan otoriter bir figür. Statü onun için çok önemli ama en çok ihtiyacı olan şey, oğlunun ona hayranlık duyması,” diyor.
Tayland’da 6,5 ay süren çekimler, oyuncular için unutulmaz bir deneyim olmuş. “Başta bir aile tatili gibiydi. Hep birlikte kahvaltı ediyor, havuza gidiyor, tekne gezilerine çıkıyorduk. Daha önce hiç böyle bir projede yer almamıştım,” diyor.
Dizide lüksün ve statünün yarattığı çarpıcı ayrımlar işlenirken, servet sahibi karakterlerin çöküşleri de izleyiciyi içine çekiyor. “Pandemiden sonra zengin-fakir uçurumu daha da büyüdü. İnsanlar, ultra-zengin karakterlerin düşüşünü izlemekten doğal bir tatmin duyuyor,” diyor Jason.
Tim, gücün ve prestijin her şey olduğu bir dünyada var olmaya çalışıyor: “Bu karakterleri izlerken, doğru mu yaptı, yanlış mı yaptı diye düşünmek kaçınılmaz. En iyi roller, izleyiciyi final sahnesinden sonra bile düşündürmeye devam edenlerdir.”
Babasının gölgesinde bir arayış
SAXON RATLIFF | PATRICK SCHWARZENEGGER
Patrick Schwarzenegger, dizide Ratliff ailesinin büyük oğlu Saxon’a hayat veriyor.“Saxon, babasının gölgesinde yaşayan biri. Onu başarı, para ve statünün simgesi olarak görüyor ama aynı zamanda kendi kimliğini bulmaya çalışıyor,” diyor.
Dizide Batı ve Doğu kültürü arasındaki farklar işlenirken, otel çalışanlarının perspektifi de vurgulanıyor: “Mike White sadece zengin misafirleri anlatmıyor, aynı zamanda otel personelinin bu ayrıcalıklı insanlarla nasıl başa çıktığını da gösteriyor. Bu da hikayeye hem derinlik hem de komedi katıyor.”
Saxon, sezonun başında yüzeysel zevklerin peşinde gibi görünüyor: “Önceliği spor salonu, protein içecekleri ve seks. Ama ilerledikçe aşkı, arkadaşlığı ve babasının onayını da aradığını fark ediyoruz.”
Dostluk rekabet ve saklı gerçekler
KATE | LESLIE BIBB
Leslie Bibb, The White Lotus’un üçüncü sezonunda Kate karakterini canlandırıyor. “Kate, Laurie ve Jacqueline ile dostluğuna tutunuyor. Ama kim olduğunu sorguluyor—gençken sahip olduğu korkusuzluğu kaybetmiş gibi hissediyor,” diyor.
Dizide kadın dostluklarının iç içe geçmiş samimiyet ve yüzeysel gerilimlerle dolu olduğu vurgulanıyor. “Mike White, bu kadınları o kadar iyi yazıyor ki. Onlar kendilerini manipülatif olarak görmüyor, hatta birbirleri için gerçekten endişelendiklerine inanıyorlar. Ama sonra işler tersine dönüyor,” diyor Leslie.
Dizinin kadın dostluklarına bakış açısını gerçekçi buluyor: “Hepimiz kıyaslama yapmaya şartlandırılmışız. Ama kıyaslama her zaman beraberinde acıyı getiriyor,” diyor.
Finalde dostluklarının kurtulup kurtulamayacağı ise seyirciye bırakılıyor. “Bu tatil ya onları daha da birleştirecek ya da tamamen koparacak,” diyor Leslie.
Geçmişin yükü ve kaçınılmaz çatışmalar
LAURIE | CARRIE COON
Tiyatro, sinema ve televizyon yıldızı Carrie Coon, The White Lotus’un üçüncü sezonunda Laurie karakterini canlandırıyor. “Laurie, kariyeri ve özel hayatı paramparça olmuş bir noktada. Boşanmasının ardından bu tatilin ona eski enerjisini geri getireceğini umuyor, ama aslında kendini daha da büyük bir çıkmazda buluyor,” diyor.
Dizide kadın dostluklarının karmaşıklığı da büyük yer kaplıyor. “Bizi sürekli kıyas yapmaya iten bir sistemin içindeyiz ve bu her zaman beraberinde acıyı getiriyor. Laurie, Kate ve Jacqueline de bundan kaçamıyor,” diyor.
Uzun sahnelerle çalışmanın oyunculuk açısından heyecan verici olduğunu belirtiyor: “Mike White uzun sahneleri seviyor, diyaloglar karakterlerin derinlerine inme fırsatı veriyor. Oyuncu olarak nereye gideceğinizi asla tam bilemezsiniz ve bu harika bir deneyim,” diyor.
Finalde dostlukların nereye varacağı izleyiciye bırakılıyor. “Baştan dürüst olsalar bambaşka bir tatil olurdu, ama herkes bir şey saklıyor ve patlamalar kaçınılmaz,” diyor.
Güçlü geniş kadro
Bu sezon The White Lotus, güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Leslie Bibb, Carrie Coon, Sarah Catherine Hook, Jason Isaacs, Lalisa Manobal, Sam Nivola, Patrick Schwarzenegger ve Tayme Thapthimthong gibi isimler başrolleri paylaşıyor. Otelin sahibi Sritala karakterine, Carrie Coon’un deyimiyle “Tayland’ın Meryl Streep ve Taylor Swift’i aynı anda olan” usta oyuncu Lek Patravadi hayat veriyor.
İlk sezonda Tanya’nın spa merkezi açma vaadini verip yarı yolda bıraktığı Belinda karakteri de geri dönüyor. Natasha Rothwell’in canlandırdığı karakter, Tayland’daki otelde alacağı eğitimle hayaline bir adım daha yaklaşacak ve bu kez personel değil, misafir olarak izleyici karşısına çıkacak.