DİDEM ERYAR ÜNLÜ
Sanayi, teknoloji ve toplumsal dönüşümün iç içe geçtiği bir dönemde, iş dünyasının yeni bir perspektifle hareket etmesi gerekiyor. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sosyal etki, artık yalnızca birer trend değil; iş stratejilerinin temel unsurları haline geldi. Türkiye’nin sanayi ekosisteminde köklü bir yere sahip olan Kale Grubu, bu dönüşümü sadece üretim süreçlerinde değil, iş yapış biçimlerinde, topluma ve çevreye bakış açısında da benimseyerek öncü bir rol üstleniyor. Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, bu yeni çağın gerekliliklerini değerlendirirken, sürdürülebilir kalkınma, sosyal girişimcilik ve kadın liderliği gibi kritik konulara odaklanıyor.
Kale Grubu, Türkiye’nin sanayi ve üretim gücüne önemli katkılar sağlıyor. Günümüzde sanayi dönüşümü nasıl bir yol izliyor ve Kale Grubu bu dönüşümde nasıl bir rol üstleniyor?
Küresel trendlerin paralelinde Türkiye’de de sanayinin büyük bir dönüşüm içinde olduğunu söyleyebiliriz. Dijitalleşme ve yeşil dönüşüm, bir madalyonun iki yüzü gibi. Buna sosyal dönüşümü de eklemek gerekiyor. Bu üçlü dönüşüm, iş modellerinin, değer zinciri süreçlerinin veya teknolojilerin ötesine geçiyor; şirketin ya da üretim tesisinin karar alma ve stratejik planlarında ESG kriterlerini hesaba katan ve insanı odak noktasına alan bütünsel bir yaklaşımı ifade ediyor. Bu doğrultuda Türkiye sanayinde de üretim süreçlerinde otomasyon, yapay zeka, büyük veri ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin kullanımı yaygınlaşırken, çevre dostu üretim süreçlerine geçiş hızlanıyor.
Kale Grubu olarak bu yeni düzende stratejik hedefimiz; dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik, inovasyon, ihracata yönelik büyüme ve katma değerli yeni iş alanlarına yönelik girişimlerle büyümek. Yeşil dönüşümün gezegenimizin ve insanlığın geleceği için ne denli önemli olduğunun bilinciyle sürdürülebilirliği işimizin merkezine alıyor; tüm faaliyetlerimizde çevresel etkimizi azaltırken pozitif katkımızı artırmak için çalışıyoruz.
Ancak şunun da çok net farkındayız: Toplum, sosyal problemlerin çözümünde özel sektörden çok büyük beklenti içinde. Sosyal etki yaratmak da çok önemli. Biz 68 yıl önce, Anadolu’nun küçük bir kasabasında doğan, bugün faaliyetleri tüm Türkiye ve dünyaya yayılan bir Grup olarak, bugüne kadar hep ekonomik katma değer yaratırken insanı ve toplumsal faydayı önceliklendirdik. Köklerimizden gelen bu yaklaşımı, şimdi iş modelimize de entegre ediyoruz. Doğduğumuz ve doyduğumuz topraklardan, insanlarımızdan aldığımız ilhamla insan ve etki odaklı projeler geliştiriyor, nice hayatlara dokunuyoruz. İnovatif girişimciliğe değer veriyor ve yolunu açmayı görev sayıyoruz. Bu anlamda da iş dünyasına örnek olduğumuza inanıyoruz.
Girişimcilik değişimin aracı olacak
‘İyi Bak Dünyana’ hareketiniz kapsamında toplumsal fayda yaratmaya yönelik hangi çalışmaları hayata geçirdiniz? Özel sektörün sosyal girişimciliği desteklemesi neden önemli?
Daha yaşanabilir geleceğe ulaşmak hedefiyle bireyden başlayıp tüm toplumu sarmalayacak bilinçli bir farkındalık oluşturmak üzere başlattığımız ‘İyi Bak Dünyana’ hareketi, sürdürülebilirlik stratejimizin temelini oluşturuyor. Bu hareket, herkesin kendi dünyasında başlatacağı küçük değişimlerin birleşerek, geleceği şekillendiren, dünyayı iyileştiren anlamlı bir dönüşüm haline geleceği iç görüsüne dayanıyor.
Toplum odaklı çalışmalarımızı, 1991 yılından bu yana Dr. (h.c) İbrahim Bodur Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (KSV) çatısı altında sürdürüyoruz. Bugün Sosyal İnovasyon ve Topluluk Geliştirme, Eğitim ve Beceri Gelişimi, Kapsayıcı Yerel Kalkınma başlıkları altında gençler, kadınlar ve sosyal girişimcilere yönelik projeler gerçekleştiriyoruz.
Eğitim, istihdam ve girişimcilik alanlarında faaliyet gösteren KSV, Mesleki Eğitim Programları ile bugüne kadar 10 bin mezun verdi. 2001 yılından itibaren Burs Programları ile 4 bini aşkın öğrenciye destek sağlandı.
Mekanları yaşatmayı ve onlara yeni anlamlar katmayı önemsiyoruz. Karaköy’deki ilk genel merkez binamızı dönüştürdüğümüz Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) ile sanata ve sanatçıya alan açıyoruz.
Rahmetli babamın da dünyaya geldiği, Çanakkale’nin Yenice ilçesine bağlı Nevruz köyündeki becerikli kadınların el emeği göz nuru ürünlerini Türkiye’nin dört bir yanına ve dünyaya ulaştıran Nevruz Köyü Kadınları Kooperatifi’ne yol arkadaşlığı yapıyoruz.
Bir de ödül programı ve ‘Hayata Değer Buluşmaları’nız var tabii…
Evet, 2017 yılından bu yana yürüttüğümüz İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödül Programı ile sosyal girişimcilerin dünyayı değiştirme yolculuğuna eşlik ediyoruz. Yaratılan pozitif etkiyi hep birlikte çoğaltmaya çalışıyoruz. Sosyal girişimcilere olan desteğimizi, ekosistem yatırımı olarak değerlendiriyoruz. Sosyal Girişimcilik Programı ile sekiz yıl önce yola çıkarken amacımız, sosyal fayda sağlayan girişimcileri destekleyip kamuoyu önüne çıkmalarını sağlarken, varlığıyla sosyal etki bırakabilecek bir programı hayata geçirmekti. Özel sektörün dikkatini sosyal girişimcilik kavramına çektik ve benimsemesini, iş alanlarıyla entegre etme yolunda adım atmalarını sağladık. Sosyal girişimcilerin iş potansiyeli üzerinde olduğu kadar ülkemizin gelişiminde de ciddi etkimiz oldu.
2021 yılından beri İstanbul’da düzenlediğimiz, 2024 yılında Anadolu’ya açtığımız Hayata Değer Buluşmaları, sosyal girişimcilik ekosisteminin aktörlerini bir araya getirerek bilgi paylaşımı ve dayanışma ortamı sağlıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nin iş birliğiyle oluşturulan Dünyasına İyi Bakanlar Akademisi, çevrimiçi eğitimlerle gençlere sosyal girişimciliği tanıtmayı ve ekosisteme dahil olmalarını sağlamayı hedefliyor.
Türkiye’de sosyal girişimcilik, gelecekte daha da büyüyecek ve önemli bir sosyal değişim aracı haline gelecek.
Kadınlar her kademede olmalı
Türkiye’de sanayi ve iş dünyasında kadın liderlerin sayısı hâlâ yeterli seviyede değil. Sizce kadınların sanayi ve üretim sektöründe daha fazla yer alması için hangi adımlar atılmalı? Kale Grubu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda benimsediği politikalar ve uygulamalar nelerdir?
Nüfusun yarısının potansiyelinin kullanılmadığı bir düzende; sürdürülebilir ekonomiden, ilerlemeden ve refahtan bahsetmek mümkün değil. Etkin ve sürdürülebilir kalkınma, ancak toplumun tüm kesimlerinin katılımın sağlanmasıyla gerçekleştirilebilir. Bu gerçeğe rağmen Türkiye, Küresel Cinsiyet Uçurumu 2024 Raporu’na göre, yönetici pozisyonlarındaki kadın oranında 146 ülke içinde 123. sırada yer alıyor. Türkiye'de halka açık şirketlerde yönetim kurulunda kadın oranı yüzde 18,7. Şirketlerde yönetici pozisyonlarındaki kadınların oranında ise OECD ülkeleri arasında sondan 3. sıradayız. Ekonomide, iş dünyasında daha başarılı sonuçlar elde etmek için kadınların yönetimin her kademesinde temsil edilmesi ve karar alma süreçlerine aktif olarak katılması gerekiyor. Bunun için kadınları işgücüne katan, iş dünyasında yükselmelerinin önünü açan daha kapsayıcı politikalar üretilmeli. Her ne konuda olursa olsun sistemi dönüştürmek için ilk şart, önce zihin yapısını dönüştürmektir. Zihin haritalarımızı yeniden çizmek zorundayız. Kadınların önlerine çıkarılan kalıp yargıların kırılmasını sağlamak, güven duygularını pekiştirmek, bir hayal kuran ve hedeflerine ulaşmak için yılmadan yorulmadan koşan tüm kadın girişimcileri desteklemek ve cesaretlendirmek gerekiyor.
Kale Grubu olarak, etkin ve sürdürülebilir kalkınmanın, kadınıyla erkeğiyle topyekûn bir yaklaşımla gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bunun için de yaşamın her alanında, her sektörde, her disiplinde #EşitBakDünyana diyoruz! Şirketlerimizde daha çok kadın yönetici olsun, kadın çalışanlarımızın sayısı artsın, genç kızlarımız iyi eğitim alsın ve sanayiciliğe özensin istiyoruz. Bunu hayata geçirmeyi ve kadınların iş hayatına girişinin önündeki engelleri kaldırmayı, öncelikli hedefimiz olarak benimsiyoruz. İşe alım süreçlerinde ve terfi olanaklarında eşit fırsatlar sunan politikalar uyguluyoruz. Kadın çalışanlarımız da dahil olmak üzere tüm çalışanlarımızın liderlik becerilerini geliştirmeye yönelik eğitim programları düzenliyoruz.
Ekonomide, iş dünyasında daha başarılı sonuçlar elde etmek için kadınların yönetimin her kademesinde temsil edilmesi ve karar alma süreçlerine aktif olarak katılması gerekiyor. Buradan hareketle şirketlerimizin Yönetim Kurullarında kadın sayısının artması için girişimlerde bulunuyoruz. Erkek egemen bir sektörde faaliyet gösteren Kaleseramik’te 4 kadın Yönetim Kurulu Üyemiz var, toplam içindeki payları yüzde 45. Bu durum, sektörümüz için çok güzel bir örnek teşkil ediyor.
Karalılıkla hedefe yürüyün
Genç kadın girişimciler ve liderler için en önemli tavsiyeniz ne olurdu?
Gençlere her zaman şunu öneriyorum: Asla başarısızlıktan korkmayın! Başarısızlık korkusu ve başarısız olunca özgüvenini kaybetme duygusunun başarıların önüne ket vurduğunu ben de kişisel olarak deneyimledim. Elbette karşılarına zorluklar, engeller çıkacak. Ama vazgeçmeden çalışmaya devam etmek önemli. Yine finansal başarının tek kriter olmadığı, anlamlı bir etki yaratmanın büyük önem taşıdığı bir dönemdeyiz. Herkes kendi değerlerini ve misyonunu netleştirerek, bunları işinin merkezine koymak zorunda. Ben de gençlere ve kadın girişimcilere amaçlarını belirlemelerini ve kararlılıkla bunun peşinden gitmelerini tavsiye ederim.
Türkiye’nin sanayi politikalarının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Ülkemizin rekabet gücünü artırmak için hangi alanlara daha fazla yatırım yapılmalı?
Yüksek katma değerli üretimin yanı sıra yeşil, dijital, sosyal dönüşüm, teknoloji tabanlı büyüme, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmada kilit unsurlar. Dünyanın yöneldiği yarı iletken üretimi, yenilenebilir enerji teknolojileri gibi stratejik alanlara odaklanmalıyız. Sanayi politikaları, Ar-Ge ve inovasyonu teşvik etmeli. Sanayicimizde araştırma-geliştirmenin önemine ilişkin bir farkındalık gelişti. Ancak maddi zorluklar nedeniyle Ar-Ge çalışmalarına yeterince kaynak ayrılamıyor. Bu nedenle de sanayi sektörü teknolojik gelişmelere uyum sağlamakta zorlanıyor.
Sanayi sektöründe dijitalleşme ve teknolojik dönüşüm artarken, bu alanda nitelikli iş gücüne olan ihtiyaç da büyüyor. Ülkemizde mesleki eğitim ve sanayi ihtiyaçları arasındaki uyumsuzluk, sanayinin nitelikli iş gücü bulmasında sorun yaratıyor. Buna son yıllarda önemli bir sorun haline gelen beyin göçünü de ekleyecek olursak rekabet gücümüz azalıyor, yüksek teknolojili üretimde zorlanır hale geliyoruz. Yabancı yatırımcıları ve nitelikli iş gücünü ülkede tutabilmek için, rekabetçi bir iş ortamı oluşturulmalı ve teşvik mekanizmaları geliştirilmeli.
SAHİP OLMAYA DEĞİL SAHİP ÇIKMAYA İNANIRIM
Zeynep Bodur Okyay olarak, iş hayatında temel değerleriniz nelerdir?
Tıpkı rahmetli babamdan gördüğüm gibi, her işimizde insanı ve sosyal faydayı önceliklendirmek, tüm paydaşlarımızla sahici ve samimi bağ kurmak, topluma ve ülkemize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek. Benim iş hayatımı şekillendiren en temel değerler bunlar. Sahip olmaya değil, sahip çıkmaya inanırım. Eylem ve söylem birliği benim için çok değerli. Güven duygusuna çok büyük önem veririm, Kale Grubu olarak geleceğe yolculuğumuzda en önemli gücümüzün toplumda, paydaşlarımızda, çalışanlarımızda yarattığımız güven duygusu olacağını düşünüyorum. Şikâyet etmem, zorluklara karşı mücadele vermeyi tercih ederim. Sabırla inşa edilen başarıya inanırım.