DENİZ IŞIK
Markanın köklü tarihçesine bakarsak, yıllar içinde nasıl bir dönüşüm geçirdi?
DESA, 1972’de el işçiliği ve kaliteli malzemeye odaklanarak yola çıktı. Zamanla global pazarda daha güçlü bir konum elde ettik ve yalnızca bir üretici değil, tasarımıyla öne çıkan bir perakende markası haline geldik. Bugün, marka kimliğimizin temelinde şıklık, kalite ve sürdürülebilirlik var. Geleneksel deri işçiliğini modern üretim teknikleriyle birleştirerek, zamansız tasarımlar sunuyoruz.
Sizi rakiplerinden ayıran temel özellikler neler?
En büyük farkımız, dikey entegre iş modelimiz. Hammaddeden nihai ürüne kadar tüm süreci kontrol ederek kaliteyi en üst seviyede tutuyoruz. Ayrıca, çevre dostu üretim ve inovasyona yatırım yaparak, hem tasarım hem de işçilik anlamında farklılaşıyoruz. Müşterilerimize sadece moda değil, uzun yıllar kullanılabilecek miras parçalar sunuyoruz.
Sürdürülebilirlik deri sektöründe giderek önem kazanıyor. DESA bu alanda nasıl bir yol izliyor?
Bu, bizim için bir tercih değil, iş modelimizin temel taşı. Leather Working Group Gold sertifikalı tesislerimizde su ve enerji tüketimini minimize eden yöntemler kullanıyoruz. Üretim süreçlerimizde yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapıyor, deri artıklarını geri dönüştürüyoruz. Ayrıca, uzun ömürlü ve zamansız tasarımlar sunarak, hızlı moda tüketiminin çevresel etkisini azaltmayı hedefliyoruz.
Lüks sektörü global çapta bir daralmadan geçiyor. Türkiye’de bu süreç nasıl ilerliyor?
Dünya genelinde lüks tüketim dönüşüm içinde. Logolu, gösterişli markalardan sessiz lükse kayan bir eğilim var. Türkiye’de de tüketiciler daha bilinçli hale geliyor, kalite ve fiyat-performans dengesi ön planda. DESA olarak, sürdürülebilirlik ve kaliteli işçiliği merkezine alan bir marka olarak bu değişime ayak uyduruyoruz.
Koleksiyonları oluştururken nelerden ilham alıyorsunuz?
En büyük ilham kaynağımız Türk zanaatkârlığı ve modern tasarım anlayışının birleşimi. Doğadan, şehir hayatının dinamizminden ve global moda trendlerinden besleniyoruz. İtalya’daki tasarım merkezimizle birlikte, DESA DNA’sını koruyarak özgün koleksiyonlar yaratıyoruz.
Teknoloji ve geleneksel zanaatkârlık nasıl bir arada ilerliyor?
Bu iki unsur, DESA’nın üretim anlayışının temel taşları. 3D modelleme, lazer kesim gibi modern teknikleri kullanırken, el işçiliğinin getirdiği özgünlükten vazgeçmiyoruz. Geleneksel deri işçiliğini modern üretim süreçleriyle birleştirerek, benzersiz karaktere sahip tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.
Uluslararası pazarda büyüme hedefleriniz neler?
Özellikle Avrupa ve Körfez Bölgesi’ndeki varlığımızı güçlendiriyoruz. İtalya’daki yatırımımız sayesinde LVMH, Kering ve Richemont gibi büyük lüks grupların markalarıyla iş birliği yapıyoruz. Ayrıca, dijitalleşme yatırımlarımızla e-ihracatı büyüterek, global erişimimizi artırıyoruz.
Türk markalarının uluslararası rekabette avantajları ve dezavantajları neler?
Türkiye, köklü bir deri ve tekstil geleneğine sahip. Bu miras ve kaliteli üretim kapasitemiz en büyük avantajımız. Coğrafi konumumuz lojistik süreçleri hızlandırırken, esnek üretim modelimiz rekabet gücümüzü artırıyor. Ancak global markalarla yarışmak, sürekli inovasyon yapmayı ve trendleri önceden tahmin etmeyi gerektiriyor. Uluslararası pazarda kalıcı olmak, uzun vadeli yatırım ve stratejik planlama gerektiriyor.
Gelecek hedefleriniz neler?
Önümüzdeki beş yılda üç temel alana odaklanıyoruz: global büyüme, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme. Avrupa, Güney Amerika ve Asya gibi stratejik pazarlarda büyümeyi planlıyoruz. Sürdürülebilir malzeme kullanımı ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla çevre dostu üretimi daha da ileriye taşıyacağız. Dijitalleşme alanında ise e-ticaret kanallarımızı genişleterek, müşterilerimize daha iyi bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyoruz.
MODERN VE DİNAMİK!
DESA’nın son kampanyası “Kendini Yaşa” nasıl bir mesaj veriyor?
Bu kampanya, bireylerin özgün tarzlarıyla kendilerini ifade etmelerini teşvik eden bir yaklaşımı benimsiyor. Hafsanur Sancaktutan ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, modern ve dinamik marka kimliğimizi yansıtıyor. Bu projeyle müşterilerimize kendilerini cesurca ifade etme alanı sunuyoruz.
Genç girişimcilere en önemli tavsiyeniz nedir?
Uzun vadeli düşünmek ve değer yaratmaya odaklanmak çok önemli. Dijital dünyayı iyi kullanarak yenilikçi iş modelleri geliştirmek, sürdürülebilir üretim süreçlerine yatırım yapmak başarıyı getirir. En önemlisi ise öğrenmeye ve değişime açık olmak. Bu her zaman bir adım önde olmanızı sağlar.