Türkiye’yi yasa boğan deprem felaketinin ardından bölgeye yardım eli uzatan sivil toplum kuruluşları canla başla çalışmaları sürdürüyor. Bu kuruluşlardan biri de belki de uzun yıllar deprem felaketini kalbinden atamayacak olan çocuklara yardım eli uzatan Kırmızı Çocuklar Derneği oldu. 8 yıl önce ünlü tasarımcı Simay Bülbül tarafından desteğe ihtiyaç duyan çocuklara yardım etmek amacıyla kurulan ve özellikle koruyucu aile kavramının kamuoyunda bilinirliğinin artması için çalışan dernek, Kahramanmaraş ve Hatay’da depremden beri bir dizi proje geliştiriyor. Bu bölgelerde yaşayan koruyucu aileleri İstanbul’da evlere yerleştiren, gelemeyenlere de bölgede birebir destek veren dernek, bir de pilot bölge olarak seçtiği Kahramanmaraş’ta Kırmızı Çatı projesine imza atmaya hazırlanıyor. Derneğin Kurucu Başkanı Simay Bülbül ile depremzede çocuklara yönelik projelerini konuştuk…
Kırmızı Çocuklar Derneği’nden bahseder misiniz?
Derneğin kurucusu benim. Yaklaşık 8 yıl önce ilk başta gönüllü anne olarak Darülaceze’ye başladım. Daha sonra orada iki sene kadar gönüllü annelik yaptım. O dünyaya girince tüm hayatınız değişiyor. Gönüllü olarak haftada 1-2 kere, her hafta daimi olarak belli bir günde oraya gitmeniz gerekiyor. Masal okuyabilirsiniz, çocuklarla resim yapabilirsiniz. Ama burada önemli olan süreklilik. Çünkü bir gelip bir gitmemek olmuyor, zaten oradaki çocukların travması terk edilmek üzerine olduğu için, böyle bir şart var. Zaten ben o şartı çok gönülden kabul ettim. Sonrasında orada koruyucu ailelik ne demek öğrenince, koruyucu anneliğe başvurdum. Darülacezeden hayatımın en kıymetli hediyesi oğlumla çıktım. Şu anda 10 yaşında. Aynı anda biyolojik olarak da hamile kaldım. O da erkek oldu, 6 yaşında. Sonrasında çocuklar için ne yapabilirim diye düşünüyordum. Tasarım dünyasından çok kıymetli bir çevrem var. Bu çevremin desteğiyle derneği kurduk.
Dernek ne amaçlıyor?
Çocuk bazlı bir dernek. Her türlü ihtiyaç durumundaki çocuğa destek verebilecek bir tüzüğümüz var. Ama ana hikayemiz koruyucu aileliği anlatmak. 0-18 yaş arasında yuvalarda yaşayan çok fazla çocuğumuz var. Bütün bu yuvalardaki çocuklara sosyal destek, eğitim desteği sağlamak istiyoruz. Bizim daha sonrasında 18 yaşında yuvadan ayrılan çok büyük bir genç grubumuz var. Koruması devam eden ama bir şekilde ciddi anlamda destek ihtiyacı olan çocuklar. Ağırlıklı olarak biz onlarla çalışıyoruz, çok ciddi projeler yapıyoruz.
Depremle birlikte bölgede çalışmalar yürütmeye başladınız. Bunları anlatır mısınız?
Depremle birlikte bizim tarafta da hayat durdu diyebilirim. İşi gücü, her şeyi durdurduk. 6 Şubat’ın akabinde hemen çok ciddi çalışmalara başladık. Kahramanmaraş’ta, Hatay’da olsun çok fazla koruyucu ailemiz vardı. Hemen onlarla iletişim sağlandı ve onların çoğunu tahliye ettik bölgeden. İstanbul’da şu ana kadar 6 ev, Kapadokya’da bir ev açtık. Sadece şu an İstanbul’da 45 kişiye ulaştılar çocuklarıyla beraber. İçlerinde koruyucu aile olmayanlar da var. Sıfırdan ev açılıp hemen evleri döşüyoruz, hemen ailelerin ve çocukların tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Okullara çocukları yazdırıyoruz, kıyafet, gıda, aklınıza gelebilecek ne varsa temin ediyoruz.
Bu evler yardımseverler tarafından mı bağışlandı?
2 tane ev benim zaten. Bir tane evimiz var Çekmeköy’de 500 metrekare, orada da 6 aile kalıyor, çok büyük bir ev. Ya da kendi evi olup belli bir dönem hiç kira almayanlar var ya da biz ev tutuyoruz kirasını karşılıyorlar yardımseverler.
Daha gelecek olan aileler var mı?
Yardım ettiklerimizin yüzde 70’i koruyucu aileler ama normal aileler de var. Bu arada bağlantısını kurduğumuz çok aileler de var, tahliye olmak istiyorlar Alanya’ya, Manavgat’a yerleşmek istiyorlar. Çocuklu aile olması gerekiyor yardım için. Gönüllüler buluyoruz, taşınmalarına yardımcı oluyoruz. Çok ciddi bir göç var. Ben yeni Maraş’taydım, yaşanacak bir şehir değil maalesef. Evlerin hepsi boş, hiçbir mağaza açık değil. Su yok. Köylerde ulaşılamayan yerler var.
Başka hangi projeler var?
Bir de yine Kahramanmaraş’ta bölgeden tahliye edemediğimiz koruyucu aileler de çok fazla. Bir şekilde kalanlar oldu. Onlara da orada birebir destek sağlıyoruz. Kırmızı Çocuklar Derneği olarak ilk 2-3 gün gelen yardımlarımızı herkes gibi yaptık. Ama sonrasında birebir yardıma döndük. Kahramanmaraş’taki ailelerle iletişim halindeyiz, aileyi arıyoruz, birebir ne ihtiyaçları varsa karşılıyoruz. Geçen gün TIR’ımız gitti. Maraş’tan depolardan birebir ailelere gidiyor malzemeler.
ÇOCUKLARIN TEK İLACI OYUN VE OYUNCAK
Çocuklarla ilgili çadır kent projesi var değil mi?
Kırmızı Çatı projemiz var. Bizim şu an pilot bölgemiz Kahramanmaraş. Bölgedeki bütün çadır kentleri gezdik diyebilirim. Biz bir alandaki çadır kenti seçtik, fabrikaların olduğu yerdeki çadır kent. Pilot olmak üzere Kırmızı Çatı Projesi’ne başlıyoruz. Bu tarzdaki çocuklar bir kerelik oyuncak götürmekle iyileşebilecek bir süreçte değiller. Şu an herkes oyuncak götürüyor. Elbette tüm yapılanlar kıymetli ama biz yıllardır zaten travmalı çocuklarla çalıştığımız için hangi çocuğun nasıl iyileşebileceği hakkında çok ciddi donelerimiz var. Burada önemli olan süreklilik ve bağlılıktır. Bu bağlamda da belirlediğimiz çadır kentlere Kırmızı Çatı altında bir çadır kurulacak. Orası bir oyun çadırı. Çocukların tek ilacı aslında oyun ve oyuncak. Ama bunun sürekliliği önemli. O yüzden yaş gruplarına göre belirli programlar düzenleyeceğiz. Senelik programlar. Kırmızı Çatı oyun alanına etkinlik götüreceğiz, belki müzik götüreceğiz, devamlı sahada birebir ciddi anlamda bir proje yürüteceğiz. Bu çok kıymetli çünkü bir iki ay sonra sahada insan azalacak. Ama bizler, belirlediğimiz bir grubu alıp onlar daha normal yaşama geçene kadarki süreçte o çadır kentteki çocukları her alanda takip ediyor olacağız. Pilot olarak başlıyoruz Kahramanmaraş’ta. Sonra Gaziantep’e de kuracağız.