FARUK ŞÜYÜN
Cenk Girginol, 1980 doğumlu. Uluslararası bir firmada dört yıl geçirdikten sonra beklenmedik bir teklifle bambaşka bir yola saparak 2000’lerin başında ülkemizde henüz gelişmeye başlayan kahve dünyasına adım atıyor ve serüven başlıyor. Girginol’un kahveye olan ilgisi büyüyen bir aşk gibi. Bu yolculuk onu, kahvenin kökenine, eğitimine ve tarihine götürüyor.
İlk başta, sadece iyi bir kariyer yapma hedefiyle adım attığı sektör, zamanla ona hayatının en büyük tutkularından birini sunuyor. Kahveyi keşfettikçe, bir çocuğun okuma yazma öğrenirken hissettiği o tarifsiz heyecanı yaşıyor. Ancak o dönemde eğitim alabileceği çok fazla kaynak yok. Şöyle anlatıyor:
"Eğer bu işte ilerlemek istiyorsam, işin mutfağına inmem gerektiğini biliyordum. İsviçre, İtalya ve Almanya'daki kahve eğitim programlarına katıldım. Kahvenin sanatını, bilimini ve tarihini öğrenmek için saatlerce çalıştım. Aldığım eğitimleri pratiğe döktükçe hem kendimi geliştirdim hem de bu sektör için bir şeyler yapma isteğim arttı."
Bu öğrenme süreci, Girginol’u önemli bir soruya götürüyor: "Neden kahveyle ilgili kapsamlı bir kitap yazılmasın?" O zamana kadar sadece spesifik konulara odaklanan kitaplar mevcut; ancak kahvenin kökeninden fincana kadar olan sürecini anlatan bütüncül bir kaynak yok. Böylece altı yıl süren araştırmaları sonucunda 2016 yılında ‘Kahve Topraktan Fincana’ adlı kitabı yayımlanıyor. Kitap, Türkiye’de 14 baskı yaparak 30 bine yakın satış rakamına ulaşıyor. Ardından Çin’de 30 bin kopya basılıyor, Amerika’da İngilizce olarak yayımlanıyor. Bugüne kadar Kahve Topraktan Fincana, Kahve Fincandan Lezzete ve Ahde Vefa (Bir Türk Kahvesi Hikâyesi) adlı kitapları ve iki farklı çevirisi toplamda 85 binin üzerinde satış rakamına ulaşıp uluslararası 11 ödüle layık görülüyor. Ancak, asıl ödülün “insanlara dokunabilmek” olduğunu söylüyor Girginol; tanımadığı insanlardan gelen mesajlar, kahveye olan ilgiyi artıran televizyon programları, sosyal medyada okurlardan gelen teşekkür dolu yorumlar… Bu duyguyu şöyle anlatıyor:
"Bir gün, hiç tanımadığım biri sosyal medyadan bana ulaştı. Kitabımı okuduktan sonra kahveye olan bakış açısının değiştiğini ve artık kahveyi sadece bir içecek olarak görmediğini söyledi. İşte o an, yaptığım işin ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha anladım."
Okan Üniversitesi'nde verdiği ‘Kahve Bilimi ve Uygulamaları’ dersiyle bilgiyi yeni nesillere aktarmaya devam eden Girginol, bugünlerde dördüncü ve beşinci kitapları üzerinde çalışıyor. Dördüncü kitap, evde kahveyle yapılabilecek özgün tarifler sunarken; beşinci kitap, tarih ve geleceği birleştiren bir roman olacak. Girginol, bu yeni projesine dair şunları söylüyor:
"Romanımda 1600'lerin kahvehaneleriyle 2040’ın dünyasını bir araya getirmek istiyorum. Yıllarca süren araştırmalarım ve eski metinlerin ışığında, okuyucuyu zamanda bir yolculuğa çıkaracak bir hikâye oluşturuyorum. Geçmişin izlerini ve geleceğin potansiyelini taşıyan bir eser olacak."
Çalışma masasındaki objeler, hatıraların birer somut yansıması. Gittiği ülkelerden aldığı kar küreleri, kahveyle ilgili asırlık değirmenler, fincanlar, minyatür kahve arabaları ve çocukluk anılarını saklayan patiği gibi özel eşyalar… Bunların arasında, Amerika'da çalışarak kazandığı ve çerçevelettiği 2 dolarlık ilk bahşiş, onun için en anlamlı olanlardan biri. Mikro Art sanatçısı Hasan Kale’nin bir kahve çekirdeği üzerine çizdiği Galata Kulesi, Zeliha Sunal’ın kahve çekirdekleriyle yaptığı kirpi de masasında duruyor.
Fenerbahçe'ye duyduğu bağlılık ise masasında yer alan kulüp tüzüğü ve Alex ile Roberto Carlos'un hatıralarına kadar uzanıyor. 1978 tarihli orijinal Heidi plağı ona çocukluğunu hatırlatan en değerli parçalardan biri. Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi… Kahve üretim tesisinin içinde, 09:05'te sabitlenmiş bir saat bile bulunuyor.
Tüm bu anılar, tutkular, başarılar bir araya geldiğinde, kahve kadar sıcak ve unutulmaz bir hikâye ortaya çıkıyor. Belki de bu hikâye daha yeni başlıyor...