Başak Dizer TATLITUĞ
Kabul, moda konusu hiçbir zaman insanlık tarihi için öncelik olmadı. Yine de hayatımızda önemli bir yer tuttuğu da bir gerçek. Bu dönemde yaşadığımız bu salgın bir kere daha gösterdi ki kriz dönemlerinde en kötü etkilenen sektörlerden biri moda ve tekstil. Halihazırda endüstri ağır darbeler aldı. Bunu atlatması belli bir zaman alacak. Ama moda bir daha böyle bir kriz yaşamak istemiyorsa, değişime ayak uydurmak zorunda.
Peki nedir bu değişim? Alışveriş, tüketim döngümüzden bahsediyoruz. Bazı şeyler değişmek zorunda…
İki-üç senedir yazılarımızda bahsettiğimiz, üstünde durduğumuz sürdürebilirlik konusu da tam şu an bu ortama çok uygun olmuş oldu. Nedir sürdürülebilir moda?
Adı üstünde uzun seneler devam ettirilecek, yeni doğal kaynaklar tüketilip, kullanılmadan, doğaya daha fazla zarar vermeden hem insan gücünü azaltıp, hem malzemeleri, doğal kaynaklarımızı en aza indirgeyerek sürdürülen bir moda anlayışı. Eskileri yeniden değerlendirmek, geri dönüşüm, doğaya zararlı olmayan malzemelerden üretilen moda ürünleri ve yeni teknoloji kumaşlar. Tekrar tekrar kullanılan ürünler ya da bu malzemelerle yapılan sürdürülebilirlik anlayışına destek olmak.
Peki biz kişisel olarak neler yapabiliriz?
1- ‘Sürdürülebilir moda’ anlayışı olan ve üretimini buna göre yapan markalardan alışveriş yapabiliriz. Bu alanda iyi üç marka aklıma geliyor: H&M, CoS ve Zara…
2-Alışveriş ve tüketim çılgınlığımıza bir son vermeliyiz. Giydiğimiz, dolabımızda olan tekstil ürünlerini tekrar tekrar kullanmaya çalışmalıyız. Kullanmadığımız ürünleri ihtiyaç sahiplerine vermek veya ikinci el online sitelerden tekrar satışa sunmak da sürece katkı sağlar.
3-Kıyafetleri, kumaşları ve tekstil ürünlerinin geri dönüşüm projelerinde bizzat yer almalıyız. Bunları geri dönüşüm kumbaralarında merkezlerinde biriktirmeliyiz.
4-Her altı ayda bir değişen moda ve trend yönlendirmelerinin etkisi altında kalmaktan vazgeçmeliyiz. Değişen renk, kesim, model modasına uymaya çalışmadan, daha klasik, zamansız bir moda anlayışı benimsemeliyiz.
5-Vegan deri artık daha kolay bulunabiliyor. Bu yeni markalardan yeni teknolojik kumaşlardan alışveriş faydalanabiliriz.
Peki, kendimize yeni dünyada nasıl bir stil belirleyebiliriz? Klasik normlarda, zamansız moda için neler gerekli olabilir?
İşte size tüyolar:
1.Size en çok ne yakışıyor? İşte kilit soru. Erkekler için bu özellikle pantolon kesiminde önemli. Kendinize en çok yakışan modelleri saptayın. Örneğin yüksek bel, skinny kesim, bol paça ya da boru paça gibi modeller arasından seçin. Kadınlar için etek, tayt, jean, elbise… Hangisi sizin tarzınıza yakınsa, aynı kesim aynı tarz modelleri belirleyin.
2. Sosyal hayatınıza, karakterinize uyan tarz nedir? En uygun stili bulmaya çalışın. Klasik modern, pop, romantik, renkli, sade gibi… Bunun için pinterest, instagram, moda dergileri, stil ve trend ile ilgili internet sayfaları, style.com, online defileler ve sokak modasını belirleyen influencer hesapları gibi yeni dünya ilhamlarından faydalanabilirsiniz.
3.Kendinize en çok yakışan renkleri bulun. Burada amaç çok fazla renge girmeden iki üç ana renk etrafında dolaşarak dolabımızı oluşturmak olsun.
4. Bundan sonra bu tarza bağlı kalarak dolabınızda 2-3 sezondur hiç giymediğiniz kıyafetleri, üstünde hala etiketleri olan askıdaki kıyafetleri, üzerinize artık olmayan ürünleri ayırın ve ihtiyaç sahiplerine verin. Ya da ikinci el olarak satın.
5. Bazı sevdiğiniz modelleri de modası geçmiş diye elden çıkarmadan, tekrar kullanabileceğiniz hale getirebilirsiniz. Yani yeni model uygulamalarını kendiniz yapabilirsiniz. Jean pantolonu keserek jean şort haline getirmek gibi…
6.Ve en önemlisi modanın çekiciliğini kapılmayıp özellikle bu yaz alışveriş kısmını minimumda, ihtiyaç dahilinde tutabilirsiniz. Unutmayın, sadece yeni belirlediğiniz tarzınıza uygun ihtiyaç odaklı, sakin ve sınırlı alışveriş yapmaya özen gösterin. Hali hazırda duran dolabınıza bir şans verin.