Aslı BARIŞ
Pandemi sırasında ve sonrasında moda ve lüks kavramları çok tartışılır oldu. Size göre lüksün tanımı nedir?
Zor bir soru. Bana göre modada lüksün tanımı, ulaşılabilir olması. İnsanları birbirlerine bağlaması, birlikte bir aile oluşturması. O yüzden muhtelif markaların ürünlerini alırsınız. Çünkü temsil ettiği şeyler, sizin de kendi hayatınızda olan ya da olmasını istediğiniz şeylerdir. Ve bunların illa da çok pahalı olması gerekmez. Lüks sektöründe son 10 yılda ‘ulaşılabilir lükse’ karşı bir eğilim var. Bu da bizim markamızın DNA’sıyla uyuşuyor.
Markanızın büyüsü ne peki?
Birinci sınıf işçiliği ve kaliteyi, tüketicilerimiz için daha ‘ulaşılabilir’ bir fiyata sunuyoruz. Fiyat/performans oranıyla öne çıkan modeller üretiyoruz. Bu işçiliğe sahip bir saat, 100 bin Euro gibi bir rakamla satılıyor. Oysa biz, 20 bin Euro’dan satışa sunabiliyoruz. Bu, lüks bir saat arayanlar için önemli bir avantaj. “Ulaşılabilir lüks” derken kastımız bu.
Koleksiyonlarınızın yapısından biraz bahsedebilir miyiz?
Tasarım sürecinde trendleri takip etmekle beraber, benzersiz, emsalsiz parçalar da yaratıyoruz. Marka olarak trendleri belirleme gibi bir gücümüz ve lüksümüz de var. Mesela Highlife koleksiyonumuzu örnek alalım: 2/3 sene önce hayli popüler olmuş, saat dünyasında sansasyon yaratmıştı. Bildiğiniz gibi entergre bilezikli bir model. Vacheron Constantin, Audemars Pigue, Chopard, Hublot gibi markalar da böyle modelleri üretiyor ve karlılıklarının büyük bir oranını da bu modellere borçlu. Bunu analiz ettim ve koleksiyonumuza böyle parçalar ekledim. Demin bahsettiğim gibi fiyat avantajını da beraberinde getirerek…
Nasıl bir müşteri gamına sahipsiniz?
Üç sene önce daha ‘klasik’ zevkleri olan bir müşteri grubuna hitap ediyorduk. Demin bahsettiğim gibi entegre bilezikli modeller vb yoktu koleksiyonda. Ve bizim fiyat segmentimizde olan markalarda da böyle modeller yoktu. Ama trendler spor şık modelleri popülerleştireceğini analiz edince, bu tip modellere eğildik. Böylelikle daha genç, trendleri takip eden bir kitleyi de kazandık. Şu an her yaştan müşterimiz olduğunu söyleyebilirim. Taşlı , daha ağır modeller de var, daha spor modeller de…
Yeni nesilde gerçekten saate ilgi var mı? Akıllı saatlere doğru bir eğilim yok mu daha ziyade?
Belki şaşıracaksınız ama gençler arasında saat koleksiyonerliği hayli popüler. Ayrıca bizim koleksiyonumuzda da akıllı saatler var. Sadece tasarımları daha şık. O yüzden de daha çekici.
Kariyerinize nasıl başladınız?
Kariyerime doğduğum yer olan Hollanda’da, 19 yaşında bir saat distribütörünün satış departmanında stajyer olarak başladım. Camel Trophy, Zenith ve Frederique Constant satan bir firmada… Kaderin cilvesi mi, ne derseniz deyin, ilk sattığım saatlerden biri de Frederique Constant idi. Yani markayla olan ilişkim uzun yıllara dayanıyor. Sonra Swatch Grubu’na transfer oldum, Certina ve Longines’de marka müdürü olarak çalıştım. Akabinde 2012’de Frederique Constant’a geçtim. Muhtelif pozisyonlarda çalıştıktan sonra 2018’den beri Genel Müdür olarak görev yapıyorum.
Frederique Constant koleksiyonları arasında en çok kullandığınız model hangisi bu aralar?
The Highlife… Koleksiyonun yaratılışında ve tasarımından aktif rol oynadım, belki o yüzden daha çok kullanıyorum. Ayrıca entegre bileziği de hoşuma gidiyor. Yanında farklı kayışları da sunuyoruz, zevkime ve stilime göre bir saniye gibi bir zamanda değiştirebiliyorum.
Yeni trendler ne olacak?
Farklı renkler daha popüler olacak. Örneğin mavi… Halihazırda birkaç senedir çok revaçta, bu bir süre daha böyle gidecek. Pembe, açık mavi gibi renkler kadın saatlerinde daha ön planda olacak. Açıkçası değişik renklere bayılmıyorum, bizim önceliğimiz farklı malzemelerle işçiliği daha da ileri taşımak.