Ece Ulusum
Bağımsız müzik sahnesinde kendi yolunu çizen, dinleyicisini 10 yılı aşkın süredir samimi şarkılarıyla büyüten bir isim Eda Baba. Bu kez, Koza adını verdiği üçüncü stüdyo albümüyle karşımızda ve bu albüm, onun için sadece bir müzik projesi değil; bir iç hesaplaşma, bir yeniden doğuş hikayesi bana kalırsa…
Eda Baba bu süreçte nasıl değişti, bu albüm onun için ne ifade ediyor? Sanatçıyla hem müziğini hem de hayatı konuştuk. Hatta araya bir düet önerip bir heyecana da ortak olduk!
Albüm kapağında küpe epey öne çıkıyor. Kimin tasarımı küpe? Neden böyle bir kapak görseli olsun istediniz?
Baştan sona çok güzel bir fotoğraf çekimi yaptık yetenekli mi yetenekli fotoğrafçı arkadaşım Oastabis ile. Çekimden önce aklımızdaki tırtıl koza kelebek üçlemesini styling ile vermekti. Stylist Bedirhan Taşçı’nın adını geçirmem gerek tam burada, çok güzel iş çıkarttı. Fotoğrafların arasından kapak için seçim yaparken aklımdaki daha koza ismini karşılayan seriden birini seçmekti ama onlarcasının arasında bu fotoğraf ben buradayım diyordu, karşı koyamadım. Hem hissi hem rengi çok güçlü hissettirdi. Sarı küpeler de tasarımcı Gizem Eroğlu (Todo Design Lab) elinden. Bu albüm bir içe dönüş hikayesi taşıyor arka planında. Sarı küpeler de bunun şekle dönüşmüş hali olarak kapakta yerini almış oldu.
Albüm bir intro ile başlıyor. Sokaktan eve giriyor ve ardından bir müzik kutusunu çalıştırıyorsunuz. Outro’da da sokağa şarkıları mırıldanarak çıkıyorsunuz. Neden böyle bir intro-outro kurgulamak istediniz?
Kendi sesimi daha net duyabilmek için yalnız kalma ihtiyacı hissettiğim bir dönem oldu iki sene önce. Her şey böyle başladı diyebilirim. Albüm bu sürede pişti, ben de piştim. Bazı konulara yeni bakış açıları geliştirdim. Hayata bakışımı tekrar yumuşattım. Bu intro ve outru bu sürecimi tarif etsin istedim. Seslerden, gürültüden, trafikten ve şehrin kaosundan kaçar gibi dış dünyadan kaçıp evime yani kendime koştuğum günleri temsil ediyor intro. Hep yeni umutlarla her gün yeniden, yeniden doğan güneşin, ağaçların dallarında şakıyan kuşların, etrafta neşeyle koşan çocukların verdiği iyimser duygularla bitsin istedim albüm. Outro’nun temsil ettiği şey de bu aslında. Mutluluksa istediğin, mutlu bak etrafına. Sevdiğin bir şarkıyı dola diline bir ıslıkla ve varlığını kutla. Kaos aynı kaos, kalabalıksa kalabalık, insanlar insan işte ama ben aynı ben değilim. Diğer soruna da şöyle cevap verebilirim sanırım. Bazı alışkanlıklarımız biraz köreldi elbette bu hızlı tüketim çağında. Ama çeşit çeşit müzik dinleyicisi var. Dijital platformlarda, sosyal medyada 15 saniyesi popüler olmuş şarkıları dinleyen de müzik dinleyicisi, bir odada dikkatle şarkıları dinleyip sözlerde kaybolmayı sevenler de müzik dinleyicisi. Belki birinin oranı daha yüksektir. Ama varız. (Gülüyor)
Nazan Öncel ile şarkı söylemek…
‘Ay Duyulmuyor’ şarkınızın tarzı, sözleri farklı. Hatta vibe’ı Nazan Öncel gibi; sahnede ikinizi bu şarkıyla düşündüm ve çok hoşuma gitti. Siz ne dersiniz?
Bu harika bir fikirmiş. Bunun yollarını arayacağım hemen. Nazan Öncel ile şarkı söylemek hele de Ay Duyulmuyor… bayıldım bu fikre. Benim gizli favorim bu şarkı, yeri ayrıdır o yüzden. Üner Demir’in bana en güzel hediyelerinden. Söz ve müziği Üner’in olan şarkılarımın yeri hep bir ayrıdır. Yazdı mı tam yazar. Yaşadığını, yaşanmışı yazar ve bu yüzden çok gerçektir onun besteleri. Aranjesi de Onur Güney Kumaş ve Umut Yumurtacı imzalı. Ay Duyulmuyor’un bestesi ne kadar güçlüyse aranjesi de bir o kadar güçlü oldu ve bence şarkı arşa çıktı. Albümün düzenlemesiyle diğer şarkılardan ayrılan yaramaz çocuğu benim için Ay Duyulmuyor.
Bu albüm sözleri ve görsel dünyasıyla 30’larındaki Eda Baba’yı en feminen ve en öz güvenli haliyle yansıttığını düşünüyorum. Koza’dan çıkacak Eda Baba’ya dair bir ipucu mı bu?
‘Hayat döngüler halinde ve hep öğrenerek, bazen de unuttuklarımızı tekrar tekrar hatırlayarak geçiyor’ yazmıştım albüm kitapçığının girişinde. Ben koza’ma çekildim, hayat ite ite bir şeyleri fark etmemi sağladı. Ve evet koza’dan böyle çıktım. 30’ları da sevdim, kendimi de bir daha tanıdım ve yine sevdim, sarıldım. Yaşıyoruz, hayat yine bir şeyler öğretecek, büyütmeye devam edecek, unuttuklarımı hatırlatacak ve belki yine kozama dönmek isteyeceğim dönemler olacak. Ama Eda şimdi böyle, tam da tarif ettiğin gibi.
Gündemde her disiplinden sanatçının ya sessiz kaldığını ya da hiç tepki vermedikleri için eleştirilme korkusuyla ilginç paylaşımlar yaptığını görüyoruz. Bir sanatçının yaklaşımı sizce nasıl olmalı?
Sanatçı diye kime deriz? Empati kurabilen, bakmayan gören, vicdanı yüksek olan, insanlara yaptıklarıyla söyledikleriyle ilham olanlara bence. Etrafında olan haksızlıklara nasıl sessiz kalır böyle bir insan? Ama bir tedirginlik ve korku atmosferi var herkesin üstünde. En insani konular da bile her yere siyaset sindiği için dokunulmazmış, konuşulmazmış gibi. Ben aklımın erdiği, dilimin döndüğü, fikrimin olduğu konularda varlığımı göstermeye çalışıyorum. Yeterli mi, hiç değil!
Araştırmalar dünyada üzücü olan içeriklerin (daha çok izlendiği-dinlendiğini gösteriyor. Umut dönemi bitti deniyor. Siz ne dersiniz?
Umut bitmez. Acıyla yarenlik etmeyi hep sevdi insanlık. Böyle olunca mutlulukların etkisi büyüyor. En azından ben böyle bakmak istiyorum. Dünya arabeskleşti mi yoksa zaten böyleydi ama artık dünya elimizin içinde olduğundan, herkes her şeyden haberdar mı? Ya da dediğin gibi dünya arabeskleşti çünkü her şey bir telefonda avcumuzun içinde ve birbirimizden etkilenmememiz kaçınılmaz. Ben iflah olmaz bir iyimserim, dünyadaki süremi tamamlayana kadar mutlu olmayı ve umudun hep var olacağına inanmayı seçiyorum. Dünya kötü, dünya çekilmez ama hayattayız ben dolu tarafları görmeyi seçiyorum. Sancılarımı şarkı yazarak ve şarkı söyleyerek atlatıyorum, sanatla hayatı çekilir hale getirmeye çalışıyorum.
Lansman konseri ne zaman? Nasıl planlar var?
Koza lansman konserimiz 15 Nisan İstanbul Blind’da olacak. Ankara, Bursa, Eskişehir ve başka şehirlerde de Koza konserlerini yapmaya hazırlanıyoruz. İstanbul konseri için sürprizlerim olacak o gece bizimle olacaklara. Kaçırmayın derim. İlerisi için de hayalim, konseri ince ince işlenmiş görsel olarak da tasarlanmış bir hale getirmek. Konserlerden çıkanlar biz az önce ne yaşadık desin istiyorum. Konserlerimiz bir deneyime dönüşsün, ilham versin istiyorum.