CANAN DEMİRAY
55 albüm, Nobel Edebiyat Ödülü ve onlarca kuşağı etkileyen şarkılar… kelimeleriyle dünyayı değiştiren, sesiyle isyanı ve aşkı aynı anda anlatabilen, şöhretin peşinden koşmayan ama özgünlüğünden asla ödün vermeyen bir sanatçı: Bob Dylan…
New York, 1961. Folk müziğin kalbi Greenwich Village’da genç bir adam gitarıyla çıkageliyor. Üzerinde eski bir ceket, cebinde ise birkaç beste… Adı Bob Dylan. Henüz kimse onu tanımıyor ama kısa sürede müziği ve duruşuyla tüm dünyayı etkileyecek.
New York’a gelir gelmez yaptığı ilk şey, kahramanı olduğunu defalarca dile getirdiği Woody Guthrie’yi hasta yatağında ziyaret etmek oluyor. Pete Seeger ile yolları burada kesişiyor; hastanede çaldığı şarkıyla, Seeger onun içindeki ateşi ilk fark edenlerden biri oluyor.
Müzik kariyeri ilerlerken Dylan’ın hayatında önemli rol oynayacak iki kadınla da tanışırız: Sylvie Russo ve Joan Baez. Dylan Sylvie ile birlikte yaşarken, aynı dönemde, bir ikon haline gelen Joan Baez de hayatına girer. Aralarındaki ilişki, Dylan’ın kariyerindeki yükselişine paralel olarak şekillenirken, birbirlerine duydukları hayranlık ve zaman zaman çatışan egoları da filme derinlik kazandırıyor. Sahnede ‘It ain’t Me Babe’ düeti yapmaları aşk üçgeninin de çözüldüğü an oluyor.
‘Walk the Line’da da imzası olan usta yönetmen James Mangold, Dylan’ı bir kahraman gibi sunmaktan ziyade, çevresindeki insanların gözünden anlatıyor. Folk sahnesinin altın çağında, Johnny Cash gibi isimlerin ona olan ilgisini ve hayran kitlesinin nasıl katlanarak büyüdüğünü izliyoruz. Ancak Dylan asla düzenin bir parçası olmak isteyen, uyum sağlayan biri değil. Film dönemin toplumsal olaylarına da duyarlı, oldukça samimi bir tonda ilerliyor.
Başrolde Timothée Chalamet parlıyor. Dylan’ın sesini ve tarzını içselleştirmiş, şarkılarını kendi söylüyor, onun dünyasında, müziği ve ruhunu gerçekten perdeye yansıtabiliyor. Ona başrolde eşlik eden Joan Baez’i canlandıran Monica Barbaro da kendi sesiyle müthiş bir performans veriyor. Babacan mentor rolüyle usta oyuncu Edward Norton ve güzel oyuncu Elle Fanning başarılı bir performans veriyor. Boyd Holbrook ise Johnny Cash olarak sahnede.
Filmi izlemek için Dylan hayranı olmanıza gerek yok. ‘A Complete Unknown’, sanatı ve değişimi anlatan güçlü hikayeleri seven herkes için.