ECE ULUSUM
Sevgili Ceylan Ertem’in yeni albümü Sana Rağmen, yalnızca bir müzikal proje değil, aynı zamanda bir duruş, bir manifesto. 20 şarkılık dev albümün ilk bölümü yayında ve Ertem, bu albümle adaletsizliğe, kayırmacılığa, sistemin çarklarına ve müzik sektöründeki tekelleşmeye karşı sesini yükseltiyor. "Parayla satın alamayacağınız bir repertuvar oldu" diyen Ertem, Sezen Aksu’dan Mabel Matiz’e, Sena Şener’den Cihan Mürtezaoğlu’na uzanan işbirlikleriyle müziğinde yeni bir sayfa açıyor. Bu albümün müzik arşivimize bir hediye olduğunu da düşünüyorum. Hem albümü, hem albümün ardındaki düşünceleri Ertem ile konuştuk.
‘Sana Rağmen’, sadece albüm değil, aynı zamanda bir manifesto gibi. Kime ve neye direniyorsunuz?
Karanlığa. Nezaketten ve saygıdan yoksunlara. Adaletsizliğe, eşitsizliğe. Şiddeti savunanlara. Bencilliğe. Yalana, dolana, tuzaklara, patronlara….
‘Sana Rağmen’ albümü 20 şarkılık büyük bir proje. İki bölüm halinde yayınlanacak. Bu formatı seçmenizin sebebi neydi?
İlk on şarkı hazırlanmış ve bitmişti. Kalanların da aslında beşinin aranjesi bitmiş durumda. Onları da yavaş yavaş paylaşacağım. Stratejik bir karar değildi. 20 şarkılık bir albümü bir anda paylaşmak yerine on şarkıyı öncelikli paylaştım ki insanlar sindirebilsinler. Bu arada ben aslında şartlar izin verse 2-3 senede bir bu sayıda paylaşımlar yapabilirim. Hem kendi üretimim, hem çevremdeki bu güzel insanların üretimi çok üst seviyelerde, ülkede şahit olduklarımız ve yaşadıklarımız da bu birikime ve üretime sebep oluyor bence.
Albüm, Sezen Aksu’nun büyük katkılarıyla şekillenmiş. Mabel Matiz ve Sena Şener gibi isimler de var. Bu işbirlikleri müziğinizi nasıl dönüştürdü?
Gerçekten albümümün kadrosuyla ilgili müthiş şanslıyım. Bu güzel insanlarla yıllar süren dostluklarımın meyveleri diyebiliriz belki de bu şarkılar için. Zaten parayla satın alamayacağınız bir repertuvar oldu. Duygu Soylu, Ediz Hafızoğlu, Cihan Mürtezaoğlu, Mabel Sena ve Sezen‘im ile bu albüm rengarenk. Sezen’le vakit geçirmek, onun benim şarkıcılığıma/şarkı yazarlığıma katkıları, hayatla, yaşamla ilgili verdiği tavsiyeler, öğütler…böyle bir dostluk nasip olduğu için çok çok şanslıyım. Çocukken bütün kutsal günlerde duam Sezen’in 100 yaşına kadar yaşamasıydı. Sezen bundan yüzyıllar sonrasında bile, ürettikleri ve öğrettikleriyle daha da devleşecek, değerlenecek bir hazinedir. Bu ülkenin onun kıymetini tam olarak anladığını sanmıyorum.
Sanat, popülerliği gözeterek mi yapılmalı, yoksa her zaman bir meydan okuma mı içermeli?
Popüler olmak tabii ki güzeldir. Emeklerinin karşılığını hem manevi hem maddi olarak aldığında, ilerlemek, yaptığın işe yatırım yaparak onu daha da büyütebilmek, daha dev hayaller kurabilmek, bir sanatçı bir müzisyen için şahanedir elbet. Bazen bazı işlerin bütçesi o kadar yüksek oluyor ki, sen de hayallerini küçültmek zorunda kalabiliyorsun. Ama bence bir sanatçı hiçbir zaman yapacağı iş karşılık görmese dahi, yaptığı üretimin kalitesini düşürmemeli. Ülkemizde müzik sektörünün hali bence içler acısı. Böyle bir sektörde, güvencesiz müzisyenler, şarkı yazarları, şarkıcılar olarak hala bu kadar çok üretiyor olmamız zaten inanılmaz bir meydan okuma. Başka ülkeden birisi halimizi görse buna enayilik de diyebilir tabii ki gönül rahatlığıyla…
Kadınlar 5-0 geriden başlıyor
Müzik sektöründe kayırmalar, tekelleşme iddiaları konuşuluyor. Sizin kariyerinizde buna benzer engellemeler yaşadınız mı?
Yaşadıysam da haberim olmamıştır. Ama evet dijital platformlarda bazı isimlerin daha ön planda tutulduğu gerçeğini üç yaşında çocuk bile bile görüyor zaten. Bu konuda yapılacak bir şey varsa bunu da artık müzisyenlerden beklememek lazım. Gerekli kurumlar harekete geçmeli. Ancak Türkiye’deki müzik sisteminde, kadın müzisyenlerin beş sıfır geride başladığı bir gerçek.
Yeni albümde daha az vibrato kullandığınızı söylüyorsunuz. Bu, eleştirileri dikkate aldığınızın bir göstergesi mi? Sanatta "dinleyiciye uyum sağlamak" ve "kendi yolunda gitmek" arasında bir denge kurmak mümkün mü?
Bence denge kurabiliriz. Genç yaşlarda iken çok üzülüyor alınıyorsunuz ama yaş ilerledikçe neyi dinleyip neyi dinlememeniz gerektiğinin ayrımına daha iyi varıyorsunuz. Kesinlikle özgün olmayı seçmeli, kendi yolunuzda ilerlemelisiniz ancak doğru eleştirilere de kulaklarınızı tıkamamalısınız. Başka türlü gelişebilmenize imkan yok. Bu eleştiriyi yapan bir dinleyiciniz de olabilir, fikirlerine önem verdiğiniz başka bir sanatçı arkadaşınız ya da ustanız da olabilir.
Albüm, klasik Ceylan Ertem sound’unu barındırıyor ama aynı zamanda yeni tınılar da duyuyoruz. Daha önce denemediğiniz bir şey denediniz mi?
Daha önce denemediğim bir şey şarkı sürelerinin daha kısa olması olabilir. Alternatif Ceylan Ertem sound’yla, alternatif pop müziğin bir araya gelişi gibi oldu. Ama “şöyle bir sound deneyeyim” diye başlamadım bu albüme, akış içerisinde böyle bir kimliğe büründü.
Görsel dünya da sizin için önemli. Albüm kapağı ve klipler nasıl bir hikâye anlatıyor? ‘
‘Sana Rağmen’in kapağı için, yukarıya aydınlığa doğru bakan bir yüz hayal etmiştim ama etrafındakilerin getirdiği karalar da yüzüne çalınsın istemiştim. Aytekin Yalçın ile beraber böyle bir video klip çektiğimizde, o video klip esnasında Aytekin’in çektiği fotoğraflar albüm kapağına dönüştü. Çok seviyorum. İstediğimi çok iyi anlattığını düşünüyorum kapağın.
İmkanlarımız elverdiğince her parçaya bir görsel dünya yarattık ve hepsini paylaştık. İzleyen bazı kişiler ‘video klipler çok ekonomik olmuş’ diyorlar ama bunlar zaten video klip değiller.
Genel olarak yaptıklarımız çok beğenildi çok mutluyum bu sebeple.
‘Yoktunuz’ şarkısında çocukluğunuzdan, yaşadığınız zorluklardan bahsediyorsunuz. Bu şarkı otobiyografik bir anlatı mı? Yazarken ve söylerken nasıl bir ruh halindeydiniz?
Evet, otobiyografik. Aslında videosunda bütün ana fikri yakalayabilirsiniz. Son 5-6 yıldır özellikle geçmişle hesaplaşma noktasında çok yol kat ettiğimi düşünüyorum. Şarkı yazmak ve o şarkıları söylemek, travmaları, çocukluk yaralarını aşmak için müthiş bir yol. ‘Yoktunuz’ minvalinde bir şarkı daha paylaşacağım Mart ayı içerisinde o da bir çocukluk hesaplaşması şarkısı. O şarkıda da çok sevdiğim saydığım, Erkan Oğur çaldı, bakalım sevecek misiniz…