HELİN KAYA
Sabancı Vakfı olarak toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla birçok projeyi hayata geçiriyorsunuz. Bu yıl 9. Kez düzenlenecek olan film yarışması da bunlardan biri. Bize yarışmanın ana fikrinden bahseder misiniz?
NEVGÜL BİLSEL SAFKAN: Sabancı Vakfı olarak, 50 yılı aşkın süredir daha eşit ve adil bir toplum için eğitim, sosyal değişim ve kültür-sanat alanlarında çalışmalar yürütüyoruz. Vakfımızın ana hedeflerinden biri, toplumsal konularda farkındalık yaratmak ve bu doğrultuda sürdürülebilir çözümler üretilmesi için harekete geçmek. Kültür-sanatın gücüne inanıyor, bu alandaki projelerle toplumsal farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz. Sanat, değişim yaratmada güçlü bir araçtır ve biz de bu bilinçle ilerliyoruz. 2016 yılında başlattığımız Sabancı Vakfı Kısa Film Yarışması da bu hedefin önemli bir parçası. “Kısa Film Uzun Etki” sloganıyla çıktığımız bu yolculukta, toplumsal meseleleri sinemanın gücüyle ele alıyoruz. Her yıl farklı bir tema etrafında düzenlediğimiz yarışma, yönetmenlere ve sinema alanında üretim yapan sanatçılara bu konulara dair yaratıcı bakış açıları geliştirme fırsatı sunuyor. Sinemanın yalnızca bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda güçlü bir toplumsal etki yaratabileceğini gösteriyoruz.
Toplumsal sorunlara sinema yoluyla dikkat çekmenin önemi nedir?
ZEYNEP ATAKAN: 2015 yılında Sabancı Vakfı, böyle bir projeyi hayata geçirmek istemesiyle yollarımız kesişti. Ardından kapsamlı bir geliştirme süreci geçirdik ve sosyal meseleleri sanat aracılığıyla anlatacağımız, belirli bir süre içinde sunacağımız ve aslında tüm dünyaya hitap eden hikayelerin yer aldığı bir film yarışması oluşturma hedefiyle yola çıktık. Ancak sadece yarışma ile sınırlı kalmayarak, aynı zamanda bir platform oluşturma amacına yöneldik. Bu platform, yarışmaya başvuran ve finale kalan eserlerin yönetmenlerinin hem bir ağ kurmalarına hem de belirli konularda eğitim almalarına imkân tanıyan bir sistem geliştirdi. Ayrıca, kapsayıcı bir iletişim ile 4 gün süren bir platform oluşturuldu. Dolayısıyla finale kalan filmlerin sürdürülebilir bir iletişimle tüm dünyada ve Türkiye'de gösterilmesi ve farkındalığın artması öncelikli hedefimiz oldu. Bu yıl 9.'su gerçekleştirilecek.
N.B.S: Daha önce de altını çizdiğim gibi sanat, özellikle de sinema, insanların olayları ve meseleleri farklı açılardan görebilmelerini sağlayan çok önemli bir araç. Bu bağlamda kısa filmler de toplumsal sorunlara dair farkındalık yaratmak ve insanlara harekete geçmeleri için ilham vermek adına çok etkili. Örneğin, iklim göçü gibi küresel meseleler üzerine hazırlanan bir kısa film, sadece sorunu ortaya koymakla kalmıyor, konunun insani boyutunu da gözler önüne seriyor. Bu da insanların konuyu daha fazla içselleştirmesini ve sorumluluk almasını sağlıyor. Biz de Sabancı Vakfı olarak sinemanın bu gücüne inanıyor ve toplumsal meseleleri sinema aracılığıyla anlatmaya destek oluyoruz.
Yarışmanın sloganı olan ‘Çok Göç Olmadan Çek’ bize neler anlatıyor?
Z.A: Sinema, bugün en önemli iletişim araçlarından biridir. Bir yerde yazdığınız bir hikâye, başka bir yerde önemli farkındalıklar yaratabilir ve kalplere dokunabilir. Tarih boyunca sanatçılar ve sinemacılar, çağın olaylarından etkilenerek sanatın iyileştirici gücüyle eserlerini yaratmışlardır. Sinemanın toplumsal sorunları anlatırken farkındalık yaratmak için çok önemli bir araç olduğunu düşünüyorum.
Vakıf olarak ‘İklim Göçü’ temasının üzerinde özellikle durmanızın sebepleri neler?
N.B.S: İklim acil durumu, gezegenimizin karşı karşıya olduğu ve acil olarak eyleme geçilmesini gerektiren en büyük krizlerinden biri olarak kabul ediliyor. Üstelik bu kriz yalnızca çevresel değil, aynı zamanda insani, ekonomik ve sosyopolitik boyutları olan çok yönlü bir mesele. Dünya genelinde milyonlarca insan, yaşadığı coğrafyada iklim koşullarının değişmesi nedeniyle göç etmek zorunda kalıyor. Kuraklık, su kaynaklarının azalması, deniz seviyesinin yükselmesi ve doğal afetlerin artışı, insanların yaşam alanlarını terk etmelerine neden oluyor. Bu durum sadece göç eden insanlar için değil, göç alan bölgeler için de ciddi sosyoekonomik sorunları beraberinde getiriyor. Yeni gelen toplulukların entegrasyonu, altyapı ve kaynak yönetimi gibi konular birçok ülke için büyük zorluklar barındırıyor. İşte tam da bu nedenle, Sabancı Vakfı 9. Kısa Film Yarışması’nda “İklim Göçü” temasını ele aldık. Sinemanın gücüyle bu konuya dair farkındalık oluşturmanın yanında çözüm üretmeye teşvik etmek istedik.
Ruth Gabriel gibi isimlerin yarışmada yer alması, global arenada farkındalık amaçlarınızın daha fazla duyurulmasında önemli bir rol oynar mı?
N.B.S: Ruth Gabriel gibi uluslararası alanda tanınan isimlerin kanaat önderi olarak konumlanması hem yarışmanın prestijini artırıyor hem de global arenada farkındalık yaratma hedefimize önemli katkı sağlıyor. Sinema dünyasında tanınan ve saygı duyulan isimlerin projeye dahil olması, yarışmanın daha geniş kitleler tarafından duyulmasını sağlıyor. Kanaat önderinin yanı sıra filmlerin uluslararası bir jüri tarafından değerlendirilmesi, yarışmaya katılan sinemacılar için de büyük bir fırsat yaratıyor. Filmleri değerlendiren jüri üyelerinin farklı kültürlerden gelmesi, eserlerin daha geniş bir perspektiften ele alınmasını sağlıyor. Bu da yarışmayı ulusal düzeyde bir etkinlik olmanın ötesinde küresel bir platform haline getiriyor. Öte yandan, Ruth Gabriel’in özellikle toplumsal meselelere duyarlılığı, yarışmamızın misyonuyla doğrudan örtüşüyor. Yarışma ile vermek istediğimiz mesajın daha geniş kitlelere ulaşmasına yardımcı oluyor. Uluslararası sinema camiasında yarışmamızın bilinirliğini artırarak, sinema aracılığıyla toplumsal konuları küresel boyutta tartışmaya açmamıza destek oluyor.
Z.A: Kanaat önderi olma fikrini yarışmanın formatını oluştururken planladık ve 9 yıl boyunca çok değerli kanaat önderlerimiz oldu. Aslında, kanaat önderinin en önemli işlevi, sinemacılar için ilham kaynağı yaratmasıdır. Bu yıl Ruth Gabriel de sağ olsun kanaat önderi olmayı kabul etti ve çok güzel bir iletişim kuruldu. Ancak tabii ki, amaçlarımızın daha fazla duyurulması için kanaat önderinin rolü son derece değerlidir.
Vakıf olarak yarışmanın geleceği ve vizyonu hakkında neler söylemek istersiniz?
N.B.S: Sabancı Vakfı olarak, kültür-sanat alanındaki kıymetli ve uzun soluklu projelerimizde biri olan Kısa Film Yarışması ile toplumsal sorunlara dikkat çekmeye devam edeceğiz. Büyük kitleleri etkileyen en önemli sanat dallarından olan sinema aracılığıyla kamuoyunda farkındalık oluşturmak, sinemacıların sanat yolculuklarında topluma bir iz bırakmalarını sağlamak ve kendi potansiyellerini ortaya çıkarmak için bu yolda birlikte yürümeyi sürdüreceğiz.