DENİZ BURAK BAYRAK
Gün geçmiyor ki kıtaların, kültürlerin ve dünya mutfaklarının birleşim noktası İstanbul’da yeni bir restoran açılmasın. Geleneksel Türk mutfağının reçetelerinden oluşturulan menüleriyle adından söz ettiren mekânların yanında, yerel ürünlerle modern dokunuşları harmanlayan yeme-içme durakları da kentin mutfak kültürünü zenginleştiriyor. Bu halkaya son eklenen mekân ise Etiler’de açılan Mezkla.
Mezkla İspanyolca’da “birleşim” anlamına geliyor. İstanbul’un kozmopolit yapısına ne uygun isim değil mi? Mezkla’nın menüsü Türk ve Meksika mutfaklarını yetkin ve dengeli bir üslupta birleştirilerek hazırlanmış. Hem de buna mekâna bir parça müzik, bir tutam sanat katarak. Gastronomi sanatla birleşince bir başka doyum yaşıyor insan.
Mezkla Marka ve Deneyim Direktörü Deniz Balkanlı, oldukça niş ve yaratıcı bir mekânı yönetiyor. Balkanlı ile Mezkla’yı konuşmaya başlamadan önce gastronomi ile tanışma hikâyesini merak ediyorum; şöyle başlıyor Balkanlı: “Gezgin bir ailenin kızıyım. Annem reklam prodüktörü, babam F-16 pilotu ve uçak mühendisiydi ancak bunların yanı sıra ikisi de cesur birer şefti. Çocukluğumdan itibaren dünyanın dört bir yanını dolaşarak farklı kültürlerin yemeklerini tatma şansı buldum. Bu deneyimler sadece damak tadımı geliştirmekle kalmadı; yemeklerin bir kültürün ruhunu nasıl yansıttığını anlamama da olanak tanıdı.”
Mutfağı bir öğrenme alanı
Balkanlı; Mezkla’nın, ekip olarak birikimlerini ve kültürler arası etkileşim tutkularını somutlaştıran bir yer olduğunu söylüyor; burada sadece yemek değil, oldukça katmanlı bir hikâye sunduklarını ifade ediyor. Meksika mutfağının İstanbul’da keşfedilmeyi bekleyen bir alan olduğunun altını çizen Balkanlı, Mezkla’nın benzerlerinden farkını; “Mezkla, popülerleşen şef restoranı konseptinin dışına çıkan bir yer. Bunun için dünyanın dört bir yanından, özellikle Latin Amerika, Meksika ve Ege’nin farklı bölgelerinden ilham verici ve alanında kendini kanıtlamış şefleri ağırlıyoruz. Bu ‘guest şef'lerle birlikte mutfağımızı bir öğrenme alanına dönüştürüyoruz. Her şefin dokunuşu, Mezkla’nın yaratmaya çalıştığı bu füzyon kültürüne katkı sağlıyor. Teknikler, kültürler ve lezzetler burada ortak bir dilde buluşuyor, paylaşılıyor, aktarılıyor ve gelişiyor. Mezkla, yalnızca bir restoran değil; sürekli öğrenmenin, paylaşımın ve ilhamın ön planda olduğu bir platform” diyerek dile getiriyor.
Tattığımız lezzetlere gelirsek: Mezkla’nın başlangıçlarından, hamur hâline getirilip ince bir zar şeklinde sunulan kerevit aguachile; mandalina, salatalık, turp, kırmızı soğan ve jalapeno ile lezzetini tamamlamıştı. Veracruz Tuna’da başrol anlayacağınız üzere hafif ızgaradan geçirilmiş, içinin kırmızılığıyla dikkat çeken ton balığıydı. Avokado ve kurutulmuş domatesin çok başarılı uyumuyla hazırlanmış bir yatakta geldi. Veracruz sos ve kişniş ile taçlandırılmıştı.
Istakoz damak çatlatıyor
Paylaşımlıklar âdeta ana yemek hacminde, bol ve göz doyuruyordu. Kale ve ejder meyveli salatanın zıt tatlarda damağımda yarattığı kontrast hâlâ aklımda. Kızarmış kalamar tam anlamıyla iyi pişmişti.
Ana yemeklerde tavuk, kuzu, biftek, levrek gibi aşina olduğum seçeneklere bakmadım doğruyu söylemek gerekirse. Saydıklarımın varyasyonlarını tatmak elbette Mezkla’da farklı bir deneyim olabilirdi. Ben daha orijinal bir tadım olmasını istediğim için mürekkep balıklı siyah pirinç yatağında tabağıma gelen ıstakozu tercih ettim. Üzerine eklenen mısır bisque sos ile damak çatlatan bu deneyimi kesinlikle öneririm. Mutfağın ahtapot ve dana yahni ile hazırlanan taco için reçeteyi yeniden gözden geçirmesi iyi olur. Dana yahninin baskın tadı ve dokusundan dolayı ahtapot oldukça sönük kalmış; tadını alamadım. Meyve ağırlıklı tatlı menüsü ise füzyon ruhu katılarak biraz daha güçlendirilmeli.

Bir kültür-sanat durağı
Mezkla, sadece yemekleriyle değil, misafirlerine sunduğu dekorasyon ve etkinliklerle de farklılaşıyor. Balkanlı, mekânın bir kültür-sanat alanı ve marka olarak da öne çıktığını söylüyor ve ekliyor: “Mekân tasarımından etkinliklerimize kadar her detayda sanatı ve yaratıcılığı ön planda tutuyoruz. Hi-Fi Bar’ımızda plak koleksiyonumuzla kaliteli müzik dinletileri sunarken sanatçı iş birlikleriyle sergiler ve atölye çalışmaları düzenlemeyi planlıyoruz. Bu yaklaşım, Mezkla’yı sadece bir yemek deneyimi değil, çok yönlü bir kültür durağı hâline getiriyor.” Mezkla, pazartesi hariç her gün saat 17.00’de açılıyor.