DİDEM ERYAR ÜNLÜ
Tamı tamına 100 yıldır “Bu topraklardan kazandığını bu toprakların insanıyla paylaşıyor”, Sabancı topluluğu… Bu ilkeyi içselleştirerek bir asrı geride bırakan topluluk, tüm yıl boyunca bu 100 yıllık hikayeyi “Birlikteliğin 100’ü” çatı söylemiyle anlatacak. “Biz bugün 100’üncü yılımızı konuşuyoruz ama bir yandan da sürekli olarak Sabancı’nın bu ülkedeki anlamını, karşılığını araştırıyoruz” diyen Sabancı Holding Kurumsal Marka Yönetimi ve İletişim Bölüm Başkanı Filiz Karagül Tüzün 2025 yılının Sabancı Topluluğu için önemini anlattı.
Sabancı Topluluğu’nın asırlık hikâyesini nasıl bir iletişim stratejisiyle anlatmayı planlıyorsunuz? Yılın en önemli mesajı ne olacak?
Öncelikle tabii ki gurur verici. Bu hikâyede yer almak, bu hikâyenin 9 yılına şahitlik etmek... Aslında içine girince, Sabancı’nın bu ülke için ne ifade ettiğini, Sabancı liderlerinin bu ülke için ne düşündüğünü çok daha iyi anlıyorsunuz. Sabancı’nın temel ilkesi “Bu topraklardan kazandığını bu toprakların insanıyla paylaşmak” tır. Bunu çok daha net şekilde içselleştiriyorsunuz. Biz tabii bugün 100’üncü yılımızı konuşuyoruz ama bir yandan da sürekli olarak Sabancı’nın bu ülkedeki anlamını, karşılığını araştırıyoruz. Toplumun pek çok farklı kesimleriyle çok kapsamlı anketler yapıyoruz. Bu verileri periyodik şekilde anlamlandırıyoruz, deşifre ediyoruz. Tüm bunlara baktığımızda, bugün Türkiye’de Sabancı ile en çok eşleşen kavramların başında güven geliyor. Bu her grupta karşımıza çıkıyor. İnsanlar, “Sabancı ise yapar” ya da “Bu işi olsa olsa Sabancı yapar” diyor. Bu aslında en değerli miras. Diğer yandan içeriye, yani topluluk çalışanlarına sorduğumuzda da ekip çalışması, birliktelik, tevazu, birlikte yürüme, birlikte başarmanın topluluk çalışanlarında çok ciddi karşılık bulduğunu görüyoruz. Sabancı’da ortak aklı arama, geleceği birlikte tasarlama, fikir geliştirme, başarıyı birlikte kutlama, sahiplenme gibi kavramlar her zaman çok değerli olmuştur. Sabancı’nın bugünkü başarısında, 17 ülkeye yayılan ayak izinde, Türkiye’nin en köklü topluluklarından birine dönüşmesinde bu kültürün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlar aslında 100’üncü yıl iletişimimizi besleyen unsurlar. Bu kapsamda çatı söylemimizi de “Birlikteliğin 100’ü” olarak belirledik. Yıl boyunca da tüm iletişimlerimizi bu çatı mesaj üzerinden gerçekleştireceğiz.
Müthiş bir başarı hikayesi
Bu hafta reklam filminiz yayına girdi. Hikâyenin çıkış noktası Kayseri’den Adana’ya yürümekle başlıyor. Vermek istediğiniz ana mesaj ne oldu? Bu filmin devamı gelecek mi?
Öncelikle bu bir seri. Henüz ilk filmi yayınladık. Üç filmimiz daha olacak. İlk film; aslında yaparken de hem duygulandığımız hem gururlandığımız bir iş oldu. Tabii çok zorlu da bir süreç. Sonuçta 100 yıl önceye gitmeniz gerekiyor. Cast seçiminden, mekanlara, çekim tekniklerinden izleyiciye geçirdiğiniz duyguya kadar çok fazla detay var. Biz bu filmle Sabancı’nın biraz geçmişine ışık tutmak istedik. Çünkü bazı detaylar var ki günümüzde kaybolabiliyor. Hep söylediğimiz bir şey var. Sabancı sadece bir şirketler topluluğu değil. Bir değerler bütünü. Geçmişi doğru bilmeden, geçmişe ışık tutmadan da bu değerleri özümsemek kolay değil. Film konusunda şunun altını çizmek de önemli diye düşünüyorum. 1920’de henüz 14 yaşında bir genç, amcası ile birlikle yürüyerek Kayseri’den Adana’ya doğru yola çıkıyor. Adana’ya vardıklarında kafalarında tek bir şey var. Çalışmak. Çok çalışmak. Filmde de altını çizmeye çalıştık. 100 yıl önce bir gencin temellerini attığı topluluk bugün yaklaşık 10 milyar dolarlık net aktif değeriyle, Türkiye’yi dünyada temsil ediyor. Türkiye’de ilkleri hayata geçiriyor. Bu gerçekten müthiş bir başarı hikayesi. Baktığınızda, o yokluk içinde Kayseri’den Adana’ya gidebilmek müthiş bir cesaret işi. Aynı zamanda uzun zamandır sürdürdüğünüz bir seferberlik konsepti var. Cumhuriyet ile başladı, gençlik ile devam ediyor. Evet, ilk önce 2021 yılında Sabancı Cumhuriyet Seferberliği ile başladık. O zaman hatırlarsanız, ülkemizin birçok köşesinde çok üzücü, uzun süren yangınlara tanık olduk. Büyük felaket yaşadık. Cenk Bey’in fikriydi aslında. Tamamen o bizleri yönlendirdi. Çevresindeki herkesi motive etti. Ve dedi ki; ‘Bu yıl Cumhuriyet’i sadece kutlamayacağız, elimize bir kürek, bir kova alacağız. Çalışarak kutlayacağız Cumhuriyet’i. Ve tüm gönüllü çalışmalarımızı da Ata’mıza armağan edeceğiz’. Bu proje hem Sabancı ailesinde hem de dışarda o kadar geniş bir yankı buldu ki… Çok geniş bir etki alanı yarattı. Eğitim, kalkınma, kadınlar, gençler, biyoçeşitlilik ve çevre gibi konularda sayısız etkinlikler, projeler hayata geçirdik. Bu proje aslında bir yandan da Sabancı’nın gücünü gösterdi bize. Teknoloji konusunda, inovasyon konusunda, etki gücü konusunda... Ve bu gücü, gençler için seferber etmek istedik.
30 bin gence ulaşacağız
Bu seferberlik 100’üncü yılda nasıl devam edecek? ‘Gençlik Seferberliği’nde nasıl bir yol kat ettiniz; bu yılın ve önümüzdeki dönemin he defleri neler?
Bugün hepimizi derinden üzen bir konudur gençlerimizi yurt dışına gitmesi. Ya da daha doğru ifadeyle, arkalarına bile bakmadan uzaklaşmaları. Biz de dedik ki; öyle bir proje tasarlayalım ki, onlara kalmak için bir sebep verelim. Onlara umut olalım. Kendi teknoloji gücümüzle, onları geleceği dönüştürme gücünü bir araya getirelim. Bunun üzerine, onları bu ülkede tutacak, onlara umut olacak, ‘beyin göçü nü beyin gücüne dönüştürecek’ bir proje hayal ettik. Birçok paydaşla görüştük. Detaylı analizler yaptık ve sonunda, CEO’muz Cenk Alper’in de çok büyük destekleriyle, çok hızlı bir şekilde Sabancı Gençlik Seferberliği’ni harekete geçirdik. Ve bunu 2021’de başlattığımız Sabancı Cumhuriyet Seferberliği’nin bir ileri fazı olarak tasarladık. Tüm topluluk şirketlerimiz, bu seferberliğin bir parçası. Sabancı Gönülleri’nin muhteşem desteğiyle çok kısa sürede çok büyük mesafe kat ettik. İlk duyurumuzu 2024’ün Mayıs ayında yaptık. Geçen yılı 8 merkezle tamamlamıştık. Bu yıl da ilk merkezlerimizi Temsa’nın desteğiyle Adana’da açtık. Şu anda 6 şehir de 10 merkezimiz faal durumda. 11 binden fazla gence ulaştık ve merkezlerimizde 40’tan fazla faaliyet gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde pek çok farklı ilde ve üniversitede bu açılışlara devam edeceğiz. 3 yıllık bir dönemin sonunda, yurt içinde 34 ilde ve 35 üniversitede, yurt dışında ise en az 2 merkezde ve 2 üniversitede olmayı; projenin sonunda en az 30 bin gence ulaşmayı hedefliyoruz.
Grubun ana mesajının odağında “sürdürülebilir bir gelecek için” teması var. İş kollarına yansıyan bu mesaj, iletişimde nasıl bir yer buluyor?
Evet, sürdürülebilirlik konusu Sabancı Topluluk Vaadi’nin tam merkezinde. Yani bu topluluk için ana amaç. Yani topluluğun kuzeyi, kutup yıldızı sürdürülebilirlik. Topluluk Vaadi diyerek kabaca şundan söz ediyoruz: ‘Ben, tüm faaliyetlerimi bu amaca ulaşmak için yapıyorum. Benim varlık sebebim budur.’ Biz Sabancı olarak diyoruz ki; ‘Sür dürülebilir bir yaşam için, öncü girişimlerle, Türkiye ile dünyayı birleştiririz.’ Bu vaat, 100 yaşındaki Sabancı Topluluğu’nun, kuruluşundan bu yana kendisine yön veren değerlerin ve ilkelerin bu yeni dünyadaki izdüşümü. Her fonksiyonun bu vaade ulaşmak için çaba sarf ettiği müthiş bir sinerjiyle hareket ediyoruz. Sabancı iletişim kültürünü de bu kapsamda ele alıyoruz. Öncelikle temel hedefimiz tüm iletişim çalışmalarının, Sabancı’nın Topluluk Vaadi’ne, stratejik önceliklerine, sürdürülebilirlik yol haritasına ve tabii ki Sabancı’nın değer ve ilkelerine paralel şekilde ilerlemesi. Bunları desteklemesi. Bununla birlikte, kurumsal marka yönetimi ve iletişim alanında dikkat ettiğimiz çok önemli bir konu var: Yeşil yıkamadan uzak durmak. Bu bizim için vazgeçilmez bir iletişim ilkesi. Diğer yandan, Sabancı’nın çok köklü bir iletişim kültürü vardır. Bu kültürün odağında da tevazu yer alır. ‘Önce yap, sonra anlat’ vardır. Tüm bunları aslında bir araya getiriyoruz. Ne yaptığımızdan fazlasını anlatırız ne de kendimize hak etmediğimiz bir paye veririz. Tevazuyu iletişim dilimizde, tonumuzda da uygulamaya özen gösteriyoruz. Diğer yandan; tutarlılık ve samimiyet bizim için çok önemli. Biz topluma, çalışanlarımıza, tedarikçilerimize, tüm paydaşlarımıza ilham vermekle yükümlüyüz. Bu etkiyi yaratabilmenizin birinci koşulu da sahada, söylemlerinizin gereklerini yerine getirmek.
Sürekli daha iyinin izinde olmak için çalışmak
Türkiye’nin bir asrı deviren ilk grubusunuz. Bu size nasıl bir sorumluluk yüklüyor; bu toplum için seferberliğe ve bu seferberliğin iletişimine nasıl devam edeceksiniz?
Sabancı’nın 100 yıllık hikayesi, iş dünyasındaki başarılarla toplumsal gelişim ve ilerlemeye olan katkıların birleştiği bir hikayedir. Sabancı olarak, her zaman çözümün bir parçası olmayı, sorumluluk almayı ve toplumsal ilerlemeye katkı sağlamayı temel değerlerimizden biri olarak görüyoruz. Sürdürülebilir büyümenin, ekonomik başarıların ötesine geçerek toplumsal kalkınmayı önceliklendirmekle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış, Sabancı’yı yalnızca iş dünyası lideri değil, aynı zamanda toplumsal kalkınmanın önemli bir oyuncusu haline getirmiştir. Sabancı’ya müthiş bir sorumluluk yüklemiştir. Biz bu sorumluluğun farkındayız. İşlerimizle, iletişim dilimizle, temsil ettiğimiz değerlerle bu sorumluluğu taşımakta kararlıyız. Türkiye’nin çağdaşlaşma hedefine ulaşabilmesi için sürekli daha iyinin izinde olması çok önemli. Sürekli gelişmek, büyümek… Bunları yapabilmek için, ülkesi ve milleti için kendisini sürekli sorumlu hisseden grupların, toplulukların, şirketlerin varlığı çok önemli. Dolayısıyla Sabancı’nın burada çok önemli bir misyonu olduğuna inanıyorum.