ADNAN AÇIKGÖZ / MERSİN
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Kumpanya Yapım ortaklığında hazırlanıp Levent Üzümcü Tiyatrosu tarafından sahneye konulan, ‘Ben Türkan Saylan’ isimli oyunda cumhuriyetin simge isimlerinden ÇYDD kurucusu ve bilim insanı Türkan Saylan’ın yaşamını canlandıran Şenay Gürler, Türkiye’nin birçok ilinde tiyatro severlerle buluşuyor. 6 Şubat depremleri nedeniyle ertelenen turne kapsamında İskenderun, Adana, Mersin ve Silifke’de sahne alan Şenay Gürler, Cengiz Toraman’ın yazıp yönettiği oyundaki performansıyla gönülleri fethetti. ‘Eğlenceli yorgunluk’ olarak adlandırdığı turnenin son gününde Mersin’de güzel havanın tadını çıkaran Şenay Gürler, Hafta Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.
Projeyle nasıl tanıştınız?
Yakın arkadaşım ve tiyatromuzun kurucusu Levent Üzümcü, bir akrabamın cenaze törenine katılmak üzere İzmir’e seyahat ettiğim sırada beni arayıp projeden söz etti. Taziyenin ardından oyunu büyük bir heyecanla okuyup yönetmenimizle tanıştım. Oyun sayesinde Türkan Saylan’ı daha iyi tanıma şansı buldum. Onun hayatına ve başarılarına bambaşka bir pencereden baktım. Çok derin ve zengin bir insan olan Türkan Hanım’ın, özel yaşantısında da ‘şahane bir kadın’ profili çizdiğini gördüm. Şimdi tiyatro sahnesinde Türkan Saylan’ın çocukluğunu, gençliğini, üniversite çağlarını, sağlık alanındaki çalışmalarını, ÇYDD ve rahatsızlık dönemini anlatıyorum. Türkan Hanım, cüzzam hastalarının toplumdan dışlandığı dönemde Türkiye’yi karış karış gezerek cüzzamın bulaşıcı olmadığını anlatmış, halk üzerinde bizzat taramalar gerçekleştirmiş. Bugün ülkemizde cüzzamın yok denilecek kadar az olmasında ciddi çalışmalarının büyük payı var. Daha sonra ÇYDD ile çocukların eğitimi için adımlar atan kahraman kadın, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş Türkiye hedefine katkı sunmak için çaba göstermiş. Cumhuriyet tarihimizin en önemli bilim insanlarından Türkan Hanım’ın hatıralarını yaşatmak, tarif edemeyeceğim kadar güzel bir duygu. Bugün sahneye koyduğumuz oyunla da çocuklarımıza katkı sağlamanın gururunu yaşıyoruz. Oyunlardan elde edilen gelirin bir bölümü, çocuklarımızın eğitim faaliyetleri için bağışlanıyor. Oyunumuzu Mart ayından itibaren Ege bölgesindeki kentlerde sahnelemeye devam edeceğiz.
Sizi sinema ya da televizyonda daha sık görecek miyiz?
Bundan sonraki süreçte popüler kültüre hitap eden televizyon projelerinin yerine, oyuncuları duygusal anlamda tatmin eden çalışmalarda yer alacağım. Bu nedenle oldukça seçiciyim. Hiçbir farkı bulunmayan rollerde olmak istemiyorum. Çünkü yaptığım işi çok önemsiyorum. Tiyatroda ilham veren farklı karakterleri canlandırmak hoşuma gidiyor. Oyunculuk benim için tutku demek.

Ne tür senaryolarda yer alacaksınız?
Bir kadının ayakta duruşunu, türlü zorluklara rağmen verdiği mücadeleyi sahneye taşımayı seviyorum. Oyunlarda kadınları anlatmayı önemsiyorum. Toplumda kadınların neler yaşadığını görüyor ve bunları sahneden aktarmayı arzuluyorum. Çok sevdiğim kadın yazarların ilginç hayatlarına dokunmayı istiyorum. Bu anlamda kendi döneminde edebiyatın erkek hegemonyasından sıyrılarak büyük bir başarı hikâyesi çizen bir kadın yazarı oynamak, bununla birlikte benzer hikâyelere hayat vermek düşüncesi oldukça heyecan verici. Bahsettiğim kadın yazarımızın ismi şimdilik bende saklı kalsın.
Ekonomik daralma, halkın sanatsal faaliyetlere katılımını nasıl etkiledi?
Artık sinemalar dolmuyor. Merakla beklenen filmler bile istenen gişeye ulaşmıyor. Kendi adımıza konuşacak olursak, biz benzer sıkıntılar yaşamıyoruz ancak birçok arkadaşımız boş salona oynayabiliyor. Genel olarak bilet fiyatlarının yüksek olduğunu söyleyebilirim. Çünkü salon kiraları pahalı. Dekorların taşınması, teknik ekibin maaşı, elektrik tüketimi gibi giderlerin artması bilet fiyatlarına yansıyor. Her şeyin ötesinde, ekonomik zorlukların fırsatçılığa dönüşmesi çok üzücü bir durum. Deprem felaketinin ardından konut kiralarının yükselmesi ve Kartalkaya’daki otel yangını sonrası söndürme ekipmanlarının pahalanması insani yönümüzü kaybettiğimizi gösteriyor.