ECE ULUSUM
Türkiye’de 40 yıl boyunca alternatif rock sahnesinde dimdik ayakta kalabilmek… Kulağa nostaljik bir meydan okuma gibi geliyor ama Bulutsuzluk Özlemi için bu bir yaşam biçimi. Onlar, sadece şarkı söylemekle kalmadılar; sokakların sesini, zamanın ruhunu ve toplumsal hafızayı melodilere döktüler. Şimdi, bu uzun yolculuğu bir turneyle taçlandırıyorlar. Biz de sahne arkasında, yolların ritmine kapılmış grubun kurucusu ve solisti Nejat Yavaşoğlu ile geçmişten bugüne müziği, dönüşümleri ve rock’n roll’un hâlâ nefes alan enerjisini konuştuk.
Sizin için basın bülteninde ‘bir neslin sesi’ ifadesi var. Siz bu tanıma katılıyor musunuz?
Bu ifadenin uygun olup olmadığını söylemem doğru olmaz diye düşünüyorum. Bu ancak dışarıdan yapılan değerlendirmeyle anlam kazanabilir. Bizi bu şekilde görmüşlerse bu değerlendirmeyi yapan arkadaşlara teşekkür etmekle başlayayım.
40 yıllık yolculuğunuzda en yavaş ve zor geçen dönem ile nasıl geçtiğini anlayamadığınız dönem hangisi oldu?
Rüzgar gibi geçti diyebileceğimiz kısmı kuruluş gününden 2000 yılının ilk birkaç yılına kadar dönemdi diyebiliriz. Gerçekten çok hızlı geçti! Son yıllardaki müzik ve sanat konusundaki kısıtlayıcı tercihler, hani bu işlerin biraz göz ardı edilmesi, sanata değer verilmemesi... Zor geçen dönemler diyebiliriz.
40’ıncı yılınızı bir turneyle taçlandırıyorsunuz. Türkiye’de böyle uzun turne görmek çok zor artık. Dinleyici olarak teşekkür ederim, farklı müzisyenlere de ilham olmasını çok isterim. Sizi harekete geçiren ne oldu? Bu turne sonrası 20’nci yıldaki gibi ortaya bir video-albüm çıkacak mı?
Evet, biz büyük bir cesaret ve özveriyle bu turneyi yapıyoruz. Muhteşem geçtiğini söyleyebilirim. Konserlerimizde bizi ilk çıktığımız günden bugüne takip edenlerin yanı sıra her yaş tan dinleyici kitleyle buluşmak istedik. Bu turne ile de geniş bir yelpazede dinleyici kitlesiyle buluşuyoruz. Kimi yer daha yoğun geçiyor elbette ama biz katılım yoğunluğunu önemli görmeyip her yerde aynı seviyede performansımızı gösteriyoruz. Bu, bir rock’n roll grubunun yaşaması gereken turne serüveni olarak anılarımızda yer alacak. Biz dinleyicilerimizde bu vesileyle bir araya gelmekten çok büyük mutluluk duyuyoruz. Kayıt meselesine gelince, mekan ve teknik şartlar yer yer değiştiği için bu formatta söz veremiyoruz fakat yine de bir sürpriz olabilir.
Siz toplumsal eleştirilerinizle birlikte umut veren müzisyenlerdensiniz. Ama dünyanın en karamsar dönemindeyiz. Türkiye’de arabeskin yükselişi var. Indie rock müzikler arabesk’i aratmamaya başladı. Üstelik bu sadece Türkiye’de değil; dünyada da acı-hüzün temasındaki içeriklerin daha çok talep gördüğünü ortaya koyan açıklamalar var. Böyle bir dönem de siz nasılsınız?
Bu konuda haklısınız diyebilirim. Grubun başlangıç yıllarına dönersek, o yıllardan 2025 yılını düşündüğümde müziğin kim bilir ne kadar gelişmiş bir hale dönüşeceğini düşünürdüm. Fakat şimdi bunun böyle olmadığını görüyorum. Müzik bilgisayar ve teknolojininin de işin içine girmesiyle sanatsallıktan biraz uzaklaştı. Bizim yaptığımız tür müzik, yine bizim türümüzü değiştirmeden bugünkü teknolojinin getirdiği imkanlardan da yararlanarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz hem tercih ettiğimiz hem de yaptığımız müzikten memnunuz. Şahsen kalıcı olacağını da düşünüyorum.
İleride yapay zeka ile 100 yıl sonrada duayen müzisyenlerin sesiyle şarkıların yapılmasından söz ediliyor. Sizin sesinizin telifini almak isteseler ne dersiniz?
Olabilir artık buna biz karşı çıkamayız. Benim sesimin telifini almak isteseler çocuğumdan ya da torunumdan izin alacaklardır büyük ihtimalle. Bunun da kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum açıkçası.
Çok oldu yeni albüm sizlerden duymayalı. Olacak mı bir sürpriz?
Aslında bir albüm çalışmamız var, yakında duyacaksınız. 10 şarkılık olmasa da onun yarısı kadar şarkıdan oluşan bir albüm çalışmamız yakında çıkacak.