HELİN KAYA
Emre Altuğ, metnini kendi yazdığı, repertuarını belirlediği, hazırlayıcısı, anlatıcısı ve aynı zamanda solisti olduğu ‘Bir Pop Masalı’nı, zaman içerisinde kendini geliştiren, müthiş eğlenceli, görkemli ve bir o kadar da meşakkatli bir proje olarak tanımlıyor. İzleyenleri, müzik ve hikayelerle harmanlanmış masalsı bir yolculuğa çıkaracak ve “Hayatımın en önemli projelerinden bir tanesi” dediği bu çalışmanın detaylarını ve daha fazlasını gelin Altuğ’dan dinleyelim…
Oyunculuk ve müzisyenlik kariyerinizin en başından beri sizinleydi aslında. Sadece bir sektöre ağırlık vererek ilerleyebilirdiniz ama ikisinden de vazgeçmediniz. Neydi sebebi?
Kariyerimin en başından beri değil aslında var olduğum günden beri benimle beraberlerdi. Zira ben 15 yaşında okuduğum okulun hem gitar bölümüne hem de tiyatro bölümüne girmiştim ve bu bir ilkti bizim okulda. Daha doğrusu birçok okulda ilkti. Çünkü her ikisi için de sene sonuna gösteri hazırlamak için oldukça yoğun çalışmak gerekir. Her ikisine de yetişebileceğim konusunda hocalarıma garanti vermiştim. Dolayısıyla ilerleyen hayatımda da müzik ve oyunculuk benim yaşantım haline geldi. Herhangi birinden vazgeçmek zorunda olduğumu hiç hissetmedim.
Bu durum için bir söyleşinizde “İki insan hayatı yaşıyorum” diyorsunuz. Yorucu bir tempo olmalı. Kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?
Dışardan bakıldığı zaman gerçekten yorucu. Zaman zaman benim de yorgunluk hissettiğim olabiliyor. Ama bu beni yıldırmıyor ya da şikayet etmiyorum. Çünkü her iki işimi de aşkla yapıyorum. Dolayısıyla şikayet etmemi gerektirecek bir duygu yaşamıyorum. Bir de işlerim, aynı zamanda benim hobilerim. Yani benim ekstra bir hobim yok ve çalışırken bir yandan da hobilerimi gerçekleştirmiş oluyorum. Dolayısıyla zaman zaman yoğun bir tempodaki fiziksel yorgunluklar dışında bir yorgunluk hissetmiyorum.
Bir dönem sessizliğe bürünmüş gibiydiniz. Bilinçli bir tercih miydi?
Çok bilinçli değil, hayatın beni o sürece getirdiği bir dönemdi. Çok fazla yorucu, psikolojimi zorlayan birçok olayı arka arkaya yaşadım. Hayatın benim için uygun gördüğü bir plandı bu. Ben de o dönemde elbette kendimle baş başa kalmayı tercih ettim ya da hayat öyle gerektirdi diyelim.
Albüm ve teklilerinizi incelediğimde birçok kıymetli ismin imzalarını gördüm fakat asıl dikkatimi çeken kendi besteleriniz oldu. İşin üretim tarafında da yer alıyor olmak, kariyerinizde nasıl bir rol oynadı?
Aslında kariyerimin başlangıcında çok büyük bir rol oynadı. Albüm yapma fikrine sıcak bakıyor olmam bunu içselleştirebilmemin en önemli sebeplerinden bir tanesi. Beste ve söz yazmaya başlamış olmak tüm bu yolculuğu beraberinde getirdi.
Belki de kendi beste ve sözümü üretebilme yeteneğim olmasaydı hiçbir zaman albüm yapmayı düşünmeyecektim. Beni bu fikre iten sebeplerin en büyüğü kendi üretimim, kendi cümlelerim ve kendi melodilerimin dinleyici ile buluşacak olması fikriydi.
Görkemli ve meşakkatli bir proje
Gelelim ‘Bir Pop Masalı’na… Bu fikir nasıl çıktı ortaya?
‘Bir Pop Masalı’ bizim aranjman şarkılar dediğimiz, Türkçe sözlerle Türk pop müziğine kazandırılmış parçalara olan ilgim dolayısıyla başlamış bir proje. İlk aşamada benim bu şarkılara olan ilgim ve merakım böyle bir projeyi kafamda canlandırdı. Bunu Zorlu PSM ile paylaştım ve çok sıcak baktılar. Bu şarkıları biraz daha araştırmaya başladım, bu aşamada şarkıların arkasındaki hikayeler karşıma çıktı. Çok enteresan ve bir o kadar eğlenceli hikayeler... Bunları izleyici ile paylaşma fikri gelişti; bir dans topluluğuyla da sahnede canlandırmak istedim.
Nasıl başaracaksınız bunu?
Ben bu hikayeleri izleyiciye anlatırken, arkada büyük bir ekranda, şarkılarda geçen kahramanlar ya da olaylarla ilgili görüntüler dönecek. Böylelikle ortaya aslında arka arkaya zaman içerisinde kendini geliştirmiş müthiş eğlenceli, görkemli ve bir o kadar da meşakkatli bir proje çıktı. Fakat izleyici tarafından bakıldığında çok mutluluk ve keyif verici olacağını görüyorum. Eminim sergilediğimiz akşamda oraya gelenler, kendilerine bu iki saati hediye ettikleri için teşekkür edecekler.
Orkestra, koro, dansçılar, 70 kişilik bir ekip ve büyük bir prodüksiyon... Neler hissediyorsunuz?
Çok heyecanlıyım. Çünkü ben uzun yıllardır hayal ettiğim, ismini koyamadığım ama gerçekleştirmeyi heyecanla beklediğim bir projenin içinde buldum kendimi. Hayat bana akış içerisinde verdi bu imkânı. Her şeyini kendim yaptığım, metnini kendim yazdığım, repertuara kendim karar verdiğim, hazırlayıcısı, anlatıcısı ve şarkıcısının ben olduğum bir iş bu. Belki de hayatımın en önemli projelerinden bir tanesi; onun için heyecanım çok yüksek. Rüyalarımda bile ‘Bir Pop Masalı’nın heyecanını yaşıyorum. Bu 22 Şubat akşamına kadar da böyle sürecek gibi gözüküyor…
Nostalji duygum var!
Türk pop müziği tarihinin son 70 yılına odaklanarak sahneye çıkacaksınız. Ne dersiniz, hayatın çoğu alanında olduğu gibi müzik sektöründe de bir geçmişe özlem var mı?
Evet, bu her zaman olmuştur. 90’lı yıllarda, yani benim profesyonel anlamda müzikle para kazanmaya başladığım dönemlerde 70’lere, 80’lere çok ilgi vardı. Ben 80’ler çocuğuyum, dolayısıyla o dönemin müziğini daha çok seviyorum. Fakat sonraki jenerasyonların 90’lara ilgi göstermesi çok normal geliyor. İlerleyen zamanlarda da bu ilgi 2000’lere kayacaktır. Bu, olağan bir şey. Asıl önemli olan şu: Doğru üretim yaparak pop müziğin bir yandan da evrildiği tarafa hizmet eden melodik anlayışlar ve söz yazımları kullanmak gerekir. Bu üreten kişi olarak sizi hem genç hem de dinç tutar.
Nostalji, her insanda olduğu gibi bende de olan bir duygu. İnsana çocukluğunu hatırlatan şarkıları dinlemesi, çocukluğunu hatırlatan renkleri görmesi o zamanın tüm olaylarıyla karşılaşması her zaman bir coşku yaratır. Çünkü çocukluk veya gençlik dönemi gerçekten çok büyülü ve çok yüksek enerjili bir dönem. İnsan o enerjiyi, o duyguyu, o coşkulu zamanları ilerleyen yaşlarında yakalayamaz çünkü algılaması değişmiştir, hayata bakışı değişmiştir. Onun için geçmişe veya geçmiş yılların müziğine özlem her zaman vardır ve olacaktır.
‘Bir Pop Masalı’ konseri 22 Şubat’ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde.