CANAN DEMIRAY
Eski ABD Başkanı George Mullen’ın dünyasına hoş geldiniz. Eğer onu sabahları brifing okuyup açılışlarda kurdele kesen bir lider olarak hayal ediyorsanız, yanılıyorsunuz. Netflix’in yeni siyasi gerilim dizisi Zero Day'de, ülkeyi sarsan büyük bir siber saldırının ardından Mullen, yeniden göreve çağrılıyor. Robert De Niro’nun canlandırdığı George Mullen, siyasetten uzak sakin bir hayat sürerken, gizemli bir siber saldırı her şeyi değiştiriyor ve onu ülkesini kaostan çıkarmaya zorunlu kılıyor.
Bu saldırının arkasında kim var? Hükümetin içinden biri mi? Yabancı bir tehdit mi? Yoksa bambaşka bir güç mü? Rusya gibi olağan şüpheliler elbette ilk akla gelenler, ancak dezenformasyon çağında gerçekler her zamankinden daha bulanık. Mullen, siber saldırının faillerini bulmak ve ülkenin kaderini belirlemek için olağanüstü yetkilerle donatılmış Zero Day Komisyonu’nun başına geçiyor. Ancak bu savaş yalnızca dış tehditlere karşı değil; aynı zamanda geçmişindeki sırlarla ve kendi sınırlarıyla da yüzleşmesini gerektiriyor.
Başkan rolünde izleyeceğimiz De Niro, daha önce Donald Trump’ı “palyaço” ve “zorba” olarak nitelendirirken, otoriterliğe kayma riskine dair endişelerini de sıkça dile getirmişti. Şimdi, Zero Day’de bu endişe duyduğu bir krizin tam merkezinde nasıl bir yol izleyeceğini göreceğiz.
Güçlü bir lider ne kadar ileri gider
Yalnızca aksiyon dolu bir hikâye sunmakla kalmayan Zero Day, siyaset, medya ve teknoloji dünyasında gerçek gücün kimlerin elinde olduğunu sorgulatan gerilim yüklü bir anlatı sunuyor. Günümüz dünyasından ilham alan dizi, güçlü bir liderin ne kadar ileri gidebileceğini ve kime güvenebileceğini tartışırken, izleyiciyi sürekli diken üstünde tutuyor.
Yapım, bir başkanın gerçekten bir kurtarıcı olup olamayacağını ve böyle bir liderliğin hâlâ mümkün olup olmadığını sorguluyor. Günümüz dünyasında bir siyasetçinin otoriterliğe kayma riskine karşı ne kadar dirençli olabileceği büyük bir soru işareti. De Niro, kaybolan bir Amerika’nın yasını tutan, hatalarıyla yüzleşen ama hâlâ mücadele gücünü kaybetmemiş bir adam olarak izleyiciyi içine çekiyor.
Netflix, geçen yıl Julia Roberts ve Mahershala Ali’nin başrolünde olduğu Leave the World Behind ile benzer korkuları ekrana taşımıştı. Şimdi Zero Day ile bu temayı daha da derinlemesine işliyor. Dizinin yaratıcı ekibinde eski NBC News başkanı Noah Oppenheim, Narcos ve Griselda gibi yapımlardan tanıdığımız Eric Newman ve Pulitzer Ödüllü gazeteci Michael S. Schmidt yer alıyor. Yönetmen koltuğunda ise The West Wing ve Homeland gibi dizilerle tanınan Lesli Linka Glatter var.
Dizinin kadrosu ise tam anlamıyla yıldızlar geçidi. De Niro’nun sağ kolu rolünde başarılı oyuncu Jesse Plemons, kızı olarak Lizzy Caplan ve eski First Lady olarak Joan Allen yer alıyor. ABD Başkanı rolünde Angela Bassett, ekrana güçlü ve karizmatik bir lider olarak geliyor. Kadroda ayrıca Matthew Modine, Connie Britton ve Clark Gregg gibi isimler de bulunuyor.
ABD siyasetinin her gün yeni gelişmelerle dünya gündeminde olduğu bu dönemde, böyle bir felaketin gerçekte yaşanma ihtimali bile tüyler ürpertici. 20 Şubat’ta Netflix’te yayınlanmaya başlanan Zero Day, izleyicilere sadece heyecan değil, düşündürücü sorular da vaat ediyor.