HELİN KAYA
Hayaliniz hep oyunculuk muydu?
Çocukken oyunculuk ilk hayalim değildi. Samsun’da bu alanda çok fazla olanak yoktu, dolayısıyla hiç düşünmemiştim. Ancak İstanbul’a geldiğimde bu mesleğe olan ilgim arttı. Oyunculuğun benim için doğru yol olduğunu fark ettim.
Ekonomi ve finans bölümünü yarıda bırakarak ideallerinizin peşinden gidiyorsunuz. Hiç pişman oldunuz mu bu yolculukta?
Hayır hiç pişman olmadım. O kararı verirken elbette zorlandım, çünkü riskli bir adımdı. O sıkıntılı süreci atlattıktan sonra, kendimi gerçekten ait olduğum yerde hissettim. Oyunculuk benim ait olduğum yer. Şimdi geriye dönüp baktığımda, bin kere olsa yine aynı kararı verirdim.
Çok genç yaşta kariyer hayatınızda bir yükseliş yaşadınız. Sırrı nedir bu başarının?
Disiplin ve yaptığın işi gerçekten benimsemek. Başarı bence sadece yetenekle gelmiyor, aynı zamanda çok çalışmak ve kendini sürekli geliştirmek gerekiyor. Ben de buna büyük bir tutkuyla yaklaşıyorum ve her işte kendimi daha ileri taşımaya çalışıyorum. İşini severek yapan bir insan için başarı kaçınılmaz oluyor.
Sosyal medya etkileşimleriniz oldukça dikkatimi çekti. Çok fazla kişi tarafından takip ediliyorsunuz, orada takipçilerinizle iletişiminiz nasıl?
Gayet güzel. Yazılanları sürekli takip ediyorum. İçlerinde çok güzel, kafamda yeni kapılar açan faydalı yorumlar da oluyor. Her zaman dikkatimde. Sosyal medyada takipçilerimle iletişim kurmayı seviyorum. Paylaştıklarımı büyük bir ilgiyle takip eden, yorum yapan insanları görmek beni mutlu ediyor. Bazen öyle güzel ve anlamlı yorumlar geliyor ki, gerçekten ilham verici olabiliyor.
Gelelim yeni işiniz ‘Bir Ömrün Sonbaharı’ adlı filme… Proje ile yollarınız nasıl kesişti?
Senaryoyu okudum ve karakterim ‘Can’a çok kanım kaynadı. Çünkü kendinden fazla düşünüyor sevdiklerini. Kalbi tertemiz bir çocuk. İlk görüşmemizden sonra da hocamızla hemen çalışmaya başladım.
Filmin hikayesinden kısaca bahseder misiniz? Senaryo size ilk geldiğinde neler hissettiniz?
Travmatik bir geçmişi olan Zeynep’in Can’ın yardımıyla yaralarını sarmaya çalışması… Ama bu yol ikisi içinde çok zor. Zaman zaman derin yaralar açılıyor, bazen de beklenmedik şekilde iyileşmeler oluyor. Hikâyede her şey toz pembe değil, aksine hayatın gerçeklerini yansıtıyor.
Rolünüze nasıl hazırlandınız?
Yönetmenimiz Gizem Kızıl ile çekimlerden 3 ay önce çalışmalara başladık. Karakterin psikolojisini, geçmişini ve motivasyonlarını anlamak için uzun uzun sohbet ettik. Üzerine düşündükçe Can’ın dünyasına daha çok girebildim. Zamanla da iyice oturdu üstüme karakter.
Partneriniz Eylül Tumbar ile çalışmak size nasıl bir alan yarattı?
Güzel de bir iş çıkarttık birlikte. Eylül’le çalışmak çok keyifliydi, çok rahattı. Enerjisi yüksek ve uyumlu biri. Set ortamı da oldukça rahat geçti. Birlikte karakterlerimiz üzerine çok konuştuk ve sahneleri en iyi şekilde yansıtabilmek için elimizden geleni yaptık. Sonunda ortaya güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyorum.
Son olarak, bundan sonraki dönemlerde hayalini kurduğunuz bir proje veya birlikte rol almak istediğiniz bir isim var mı diye sorsak?
Kalbime dokunacak, bende bir şeyleri harekete geçirecek bir şey bekliyorum. Beni heyecanlandıracak bir proje arıyorum. Doğru zamanda doğru hikâyenin geleceğine inanıyorum ve sabırsızlıkla o anı bekliyorum.
Dram ve romantizm bir arada
Ekranlardaki performansıyla dikkatleri üzerine çeken genç oyuncu Yiğit Koçak, vizyona yeni giren ‘Bir Ömrün Sonbaharı’ filminin heyecanını yaşıyor. Çocukluk travmaları ve kaybetme korkusuyla mücadele eden genç bir kadının hayatına odaklanan film, dram ve romantizm dolu hikayesiyle seyirci karşısında. Gizem Kızıl’ın yönetmen koltuğunda oturduğu filmin senaristliğini Burcu Yılmaz üstleniyor. Başrolde ise Yiğit Koçak’a, Melisa Sözen’le kamera karşısına geçtiği ‘Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?’ dizisiyle dikkatleri üstüne çeken Eylül Tumbar eşlik ediyor.