CANAN DEMİRAY
90'larda yetişkinliğe adım atan bir kadınsanız, Bridget Jones’un hayatınızdaki yeri özel olabilir. Helen Fielding’in kaleme aldığı bu ikonik karakteri, sakarlıkları, aşk hayatındaki karmaşalar ve samimiyetiyle yıllardır tanıyoruz. Bir köşe yazısı olarak başlayan hikayesi, roman serisine ve üç popüler filme dönüştü.
Bridget Jones serisi, romantik komedi türünün en sevilen yapımlarından biri olarak hafızalara kazındı. 2001’deki Bridget Jones’un Günlüğü, izleyicilere hem eğlenceli hem de gerçekçi bir karakter sundu. Renee Zellweger’in Bridget’le özdeşleşmesiyle, izleyiciler de onu tüm hata ve kusurlarıyla sevdi. 2004’te ‘Bridget Jones: Mantığın Sınırı’ ve 2016’da ‘Bridget Jones’un Bebeği’ ile devam eden seri, zaman içinde değişen ilişkileri ve karakter gelişimlerini yansıtmasıyla dikkat çekti.
Bridget’in hayatındaki iki erkek karakteri unutmak mümkün değil. Colin Firth’ün canlandırdığı Mark Darcy, klasik bir “Bay Doğru” figürüydü: dürüst, güvenilir ve kibar. ancak mesafeli ve zaman zaman ruhsuz tavırları, Bridget’in kafasında soru işaretleri yaratıyordu. Öte yandan, Hugh Grant’in hayat verdiği çapkın Daniel Cleaver ise tam tersiydi: eğlenceli, flörtöz ama güvenilmez. Daniel Cleaver, klasik Hugh Grant karizmasıyla bir “kötü çocuk” olarak seriye damgasını vurdu. ancak sonunda Bridget’in gerçek aşkı Darcy oldu. ‘Bridget, Mad about The Boy’ adlı dördüncü film ise, 50’lerine adım atmış kahramanımızın modern dünyadaki mücadelesine odaklanıyor.
Kahramanımız yasta!
Fazla da ‘spoiler’ vermeden konuyu özetleyelim: Sudan’daki bir insani yardım görevinde hayatını kaybeden Mark Darcy’nin ardından dört yıl geçmiş, büyük aşkını kaybeden Bridget yasta. İki çocuğu Billy ve Mabel ile hayatına devam etmeye çalışırken film, onu tekrar flört dünyasına sokarak modern aşk dinamiklerini keşfetmesine olanak tanıyor. Günümüz flört dünyasının kuralları, Bridget’in alışık olduğu döneme kıyasla oldukça değişti. Uygulamalar, ilişkilerde henüz farkında olmadığı “ghosting” gibi terimlerle dolu. Onun bu dünyada kendini bulma çabası, izleyiciler için eğlenceli bir keşfe dönüşecek.
Bridget’in hayatına yeni karakterler giriyor. Kendinden oldukça genç olan Roxster, enerjisiyle ona neşe katarken, çocuklarının okulundaki fen öğretmeni Mr. Wallaker daha olgun ve güvenilir bir seçenek sunuyor. Tanıdık geldi mi? ama eski bir yüz de geri dönüyor: Daniel Cleaver! Görünen o ki, Bridget yine kendine karmaşık bir aşk dünyası yaratacak.
Renee Zellweger bir kez daha başrolde. Eski kadrodan Hugh Grant, Sally Phillips, Emma Thompson ve Jim Broadbent geri dönerken, White Lotus ve One Day gibi yapımlardan tanıdığımız yükselen genç oyuncu Leo Woodall ve başarılı aktör Chiwetel Ejiofor da kadroya katılıyor.
Modern çağa uygun mu?
Bridget Jones’un dünyaya geldiği dönemle bugün arasında büyük fark var. 90’larda güvensizlik ve romantik hayal kırıklıkları herkes için tanıdıktı, ama sosyal medya çağında işler değişti. Kendini mükemmel gösterme baskısı arttı, beden algısı ve flört dinamikleri fazlasıyla evrildi. Tinder ve benzeri uygulamalar, ilişkileri hızlandırıp yüz yüze tanışma kültürünü değiştirdi. Peki, Bridget bu yeni dünyada nasıl ayakta kalacak?